birileri var arka tarafa saklanan
evet birileri… Sadece gerceklerden kaçan birileri
cümlelere dökemez olmuş gerçekleri kendi gerçekleri bile yalan olmuş..
birileri var… aslında insanlar onu çoktan yok saymış …
cümlelere yakışmayan birileri…
bence gitmeli durmamalı ait olmadığı yerlerde o birileri…
birileri sözüm sanadır git bir ileri yaklaşma senin gibi yalancı olmayan insanlara git uzak dur sen yapamazsın doğrular arasında.. Yok eder seni doğrular. biz doğru yaşar, doğru söyler doğru gideriz..
Sen gibi yalan yok bizde yok ol bulaşma bizim gibilere…
Ne hayaller vardı en başlarda…
Başlamıştı işte bir bakış yetmişti başlamak için…
Doğru söylüyorlardı birbirlerine doğruları vardı buna inanıyorlardı…
Ve bir gün doğrular terk etti onları yerini yavaş yavaş küçük yalanlar aldı… Önce kaprislerin yüzünden söyledim denildi açıklama olarak… sonra bu yalanlar kırıcı olmaya başladı.. Sustu kadın erkekse umursamadı bile… Hani hep doğrular olacaktı öyle denilmişti en başta ne oldu doğrulara inanan iki güzel yüreğe. Sevgileri demi yalandı bu iki insanın…
Ve bitti işte yalancısın diyemedi kadın hiçbir zaman.. Ama çok sevdi onu aldatıldığını öğrendiğinde dahi gözyaşı döktü sevgisi için.. Oysa hiç sevilmemişti sadece sevildiğini zannetmişti. Sevgi aslında yalanların başladığı yerde bitmişti.Belki de genç hiç sevmemişti kızı sadece sevmeye çalışmıştı…
Her bitiş gibi bu bitişte sancılıydı… Sancılar da biter elbet, acılarda gider yüreklerden..bitmeyen bir şey var ki o da yeni umutlar…
Candan Erçetin - Sensizlik dinlemek için play ikonuna tıklayın
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Telefonun öteki ucundaki genç kız ağlamaklı ses tonuyla konuşuyordu:
“Hocam, moralim çok bozuk, çok kötüyüm, bana yardım eder misiniz?”
“Buyurun nedir probleminiz?”
“Nişanlım beni terketti. Hem de eften püften meseleler için. Bana sadakatsizlik gösterdi. Hayallerim kırıldı. Ben şimdi ne yapacağım?”
Kamu kurumlarında çalışan memurlar, bayram nedeniyle aralık ayı maaşlarını erken alacak.
Memurlara maaşları 15 Aralık yerine 2 Aralık’ta ödenecek.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bir genelge yayınlayarak Kurban Bayramı nedeniyle personel yasalarına göre aylık alanların maaşlarının avans olarak erken ödeneceğini açıkladı.
Mali Suçları Araştırma Kurumu (MASAK), bankalarda hesabı bulunan vatandaşların 15 Aralık’a kadar adres teyidi yaptırmazlarsa hesaplarının bloke olacağını açıkladı.
MASAK’tan yapılan açıklamaya göre, 15 Aralık’a kadar bankalarda hesabı bulanan yurttaşların, bankalara daha önceden beyan ettikleri adresleri teyit eden belgeleri şubelerine iletmemeleri durumunda, banka hesapları bloke edilecek.
Beklemek mi gitmek mi oldu adın, hiç bilmedim.
Gittiğim zamanların bekleyeniydi yerin,
Geldiğim zamanların gideni..
Kocaman uğultuların gözü yaşlı sessizliğiydi sende durmak, sana bakmak ve belki her gelişte senden gitmek.
Bir valiz dolusu kimsesizliği sırtlanmaktı sana gelmek; kente bırakılan yalnızlıkları umuruna bile almadan…
Yalnızlık basamak olurdu kimsesizliğime ve sen kimsesizliğim olurdun.
Mükemmel kadından neden ayrılınır?
Eski Roma’nın ünlü generallerinden birinin eşi dünya güzeli bir kadınmış. Kültürü, neşesi, ev sahibeliği üslubuyla benzeri güç bulunur bir “şahane kadın” Boşanacakları haberi çıkmış, bütün Roma bu haberle çalkalanıyor.
Yakın arkadaşları bir cesaret konuyu açmışlar:
- Eşin Roma’nın en güzel, en beğenilen, gıpta edilen kadını, diye başlamışlar; lafı birbirinin ağzından alarak dakikalarca övdükten sonra, sözü şu suale getirmişler. Nasıl olur da ondan ayrılmayı düşünebilirsin?
General bacağını uzatarak:
- Çizmemi beğendiniz mi önce onu söyleyin bana, demiş.
- Çok güzel!
- Tay derisinden yapılmıştır. Sicilya’nın en marifetli çizmecisi tarafından, kendi eliyle, benim için yapılmıştır. Bir benzerini bütün Roma’da bulamazsınız.
- Belli, demiş arkadaşları. Benzersiz derken de haklısın. Ama bunun, bizim sualimizle ne alakası var?
Arkadaşlarının merakını iki kelimeyle gidermiş general:
- Ayağımı sıkıyor.
İkinci bir şans yokmuş… Var diyenler saçmalamışlar. Düzelir dediğin hiçbir şekilde düzelmezmiş. Sadece değişir gibi gözüküp zamanla yine eski halini alırmış. Sen doğru olduğun sürece karşındaki de doğru olur sanmak saçmalıkmış. Yalan, hayatın her anında yaşadığın içindeki en büyük yaraymış…
İnanmak, güvenmek saçmalıktan bir adım öteye götürmemiş beni. İnsanoğlunun sadece kendisine inanıp güvenmesi gerektiğini bu kadar geç bir vakitte anlamak ve anladıktan sonra ise şok etkisinde kalmak kadar aciz ve üzücü bir durum yokmuş.
Her söylenene inat yanlışın peşinden gitmek… Gözyaşı dökmekse insanoğlunun kendi salaklığından başka hiçbişey değilmiş… Hayatımıza mışları mişleri biz ekliyoruz akıllıca kurallarına göre oynayan da oluyor saçmalıklar içinde yaşayanlarda…
Sanırım ben saçmalıklar içinde yaşamayı tercih ettim..
Bir dahaki sefer su satın alırken evinize gelen plastik damacananın altına dikkatlice bakın. Eğer damacananın altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamını görüyorsanız bu damacanalar sağlığınız açısından tehlike yaratıyor anlamına geliyor.
Bu geri dönüşüm işareti, damacananın yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. Özellikle de vücuda iki kat daha fazla zarar veren ‘biesphenol A’ nın yüksek olduğunu gösteriyor. BPA olarak da bilinen ‘biesphenol A’ kalp sağlığınızı bozuyor ve diabet riskini iki kat arttırıyor.
ilk karelerimi bilinmez ama son kareleri olduğu gayet açık ve net :) insanın başına ya meraktan bişeyler gelirmiş ya da daha kimsenin çekmeye cesaret edemediği türde fotoğraf çekmekten geliyormuş. Bu karelerde sanırım bunun bir kanıtı.:)