Bilim insanlarının geliştirmekte olduğu bir algoritmayla artık insan sesi şifre olarak günlük hayatın her alanında rahatlıkla kullanılabilecek…
North Carolina State Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Robert Rodman, bugüne kadar parmak izi ve retina taraması gibi ileri güvenlik önlemleri arasında yer alan sesin, geliştirilen yeni algoritmayla çok daha hızlı olarak hayatın içinde yer alacağını bildirdi.
Ses akustiğinin, kişilerin ses tonlarına göre değişiklik gösterdiğine işaret eden Rodman, geliştirdikleri projenin, ses tanımlama algoritmasının, güvenlikten feda etmeden işlemi hızlandırdığını kaydetti.
Günümüzde sese ait akustik profillerin, kişinin önceden belirlenmiş bir kelimeyi tekrar etmesine dayandığını ve bilginin işlenmesi için oldukça zaman harcandığını anımsatan Rodman, ”Tepki süresinin, hata oranını artırmadan hızlanması gerekiyor” dedi. Rodman ve arkadaşları bu sorunu çözmek için kimlik doğrulama prosesini modifiye ettiler ve hız kazandırdılar.

Deniz atları, “ovovivipari” adını verdiğimiz özel bir üreme tipine sahip. Bu üreme tipinde, yumurtalar dışarı bırakılmıyor ve vücut içerisinde taşınıyor. Bu nedenle de, yumurtalar açıldığında dışarı çıkan yavrular, sanki “anne tarafından doğuruluyorlarmış” gibi görünmelerine karşın, asl…ında sadece yumurtalarından çıkıyor. Deniz atlarındaki durum ise, sadece ve sadece, yumurtaları vücudu içerisinde taşıyan ebeveynin dişi yerine erkek olması. Yani aslında erkekler “doğurmuyor”. Bu üreme tipinde, gerçek bir hamilelik ya da plasenta oluşumu söz konusu olmadığı için (yumurtaların vücutta bir boşlukta üst üste durduklarını düşünün) de, herhangi bir fizyolojik sorun olmuyor. Çiftleşme gerçekleştikten sonra, döllenen yumurtalar, bir tüp yardımıyla dişinin vücudundan erkeğe aktarıyor ve açılıncaya kadar da erkeğin vücudunda taşıyor.
*Kaynak: Tübitak – Bilim ve Teknik

1680’ de Robert Boyle, kükürtlü kibrit aracılığıyla ateşi elde etmeyi becerdi. Keşfedilmesinin üzerinden binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen ateş pratik halde elde edilemiyordu. Önceleri bir çelik, bir metal parçasına sürtülüyor ve ateş elde ediliyordu. Boyle’ n…in kibriti, zımpara kağıdına sürtülmek suretiyle ateş alıyordu.
1827′de John Walker adlı bir İngiliz kimyacı, bir tahta çubuğun ucunu çeşitli kimyasallarla kaplayıp kuruttuktan sonra, çubuğun herhangi bir yüzeye sürtülmesiyle ateşin ortaya çıktığı keşfetti. Walker’ın kullandığı kimyasallar da antimon sülfür, potasyum klorat, zamk (gum) ve nişastaydı. İcadı da Türkçeye sürtünme kibriti olarak çevireceğimiz (friction matches) kibrit çeşidiydi.
1831 yılında kullanılışı basit ilk kibrit ise 19 yaşındaki genç bir Fransız öğrenci olan Charles Sauria tarafından beyaz fosfor kullanılarak yapılmıştır. Kokusuz kibrit olmasına rağmen beyaz fosforun zehirli olmasından dolayı pek tutulmamıştır.
1855′de İsveçli Johan Edvard Lundstrom ilk güvenlik kibritinin patentini almayı başarmıştır. Yaptığı kibrit ise bir kutunun dış yüzeyine kırmızı fosfor sürüp kalan kimyasal maddeleri ise kibrit çöpünün uç kısmına yerleştirilmesi sonucu meydana geliyor. Beyaz fosforun zehirinden ve sürtünme kibritlerinde görünen şiddetli alev alma sorunlarını gidermiştir.
1889′da Joshua Pusey, ilk kibrit kutusunu icat edip patentini almış, 1896′da patentini Diamond Match Company’ye 4000 dolar ve bir iş karşılığında satmıştır.
Öncelikle CD’ler de bulunan katmanları yazalım. Bunlar sırasıyla; etiket yüzeyi, koruyu tabaka, yansıtıcı tabaka, pit, land alanları ve polikarbonat alt tabakadır. Tüm CD’lerde içten başlayıp dışa doğru giden 5 km uzaklıkta spiral bir yol bulunur. CD okuyucudan gönderilen lazer ışını bu yolu kılavuz edinerek CD yüzeyindeki verileri okur.
Hazır disklerde veri polikarbonat tabakasına çukurlar halinde (pit) işlenmiştir. Çukurların dışında kalan ve onlara göre yüksek olan bölümlere ise yükselti (lands) denir.Verilerin işlendiği bu çukurların derinliği 0,1 mikrometreden biraz daha fazladır. Genişlikleri ise 0,5 mikrometre civarındadır. Lazer ışını bu çukur ve yükseltilerden farklı yansıtıldığından, sonuçta okunan veri de CD okuyucusunun elektronik devrelerine teslim edilir.
CD-R’larda yansıtıcı tabaka ile polikarbonat tabaka arasında renkli bir katman daha bulunur. Bu renkli katman ışığı duyarlı organik bir madde içerir. Kayıt için gönderilen lazer ışını bu tabakada değişikliklere yol açarak çukur ve yükseltileri oluşturur. CD-R’ın iç tarafından başlayarak dışa doğru veriler yazılır.

Robot teknolojisinde büyük ilerleme. İnsan iskeletine benzer yapıya sahip robot Kojiro, uzuvlarını hareket ettirebiliyor.
Ekip lideri Prof. Nakanişi, yeni geliştirdikleri ‘insansı’ omurga sistemi sayesinde daha hafif, esnek ve insanlara ev işlerinde yarımcı olabilecek robotlar yapılabileceğini söyledi. Çalışmanın anlatıldığı bilimsel raporda, bugüne kadar geliştirilen insansı robotların hassas ve dikkatli hareket etmeyi gerektiren ev ortamına uygun olmadığı, hantal gövdeleriyle tehlike yarattıkları belirtildi.

Eski tip robotların uzuv ve gövdeleri ağır motorlarla hareket edebilirken, Kojiro’da hafif motorlar kullanılıyor ve bunlar gövdenin her yerine yayılan kabloları gerip bırakarak hareket sağlıyor; yani aynı insan tendon ve kasları gibi. Toplam 100 kas-tendon bağı, eşgüdümlü çalışarak Kojiro’ya 60 derece açıyla hareket yetisi kazandırıyor.
Bazı eklemlerde bulunan sensörler duruş ve pozisyonları izleyip kontrol mekanizmasına geri bildirimde bulunurken, ivmeölçer ve jiroskop da Kojiro’nun dengede kalmasını sağlıyor. Çok hafif malzemeden üretilen protipin daha esnek ve doğru hareket etmesi için bilgisayar algoritmaları yazımı sürüyor. ‘Öğrenen’ bir yazılım peşinde olan ekip, bu şekilde robotun zamanla bazı hareket ve görevleri ezberlemesini sağlayacak.
gecede bir uyku,
uykunun içinde ben…
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen
uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben…
bir yere gidiyorum,
delicesine…
aklımda sen.
ben seni seviyorum,
gizlice……
el pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden tek hece.
seni yitiriyorum,
çok karanlık bir anda…
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda,
güzelce….
ÖZDEMİR ASAF
Hemen hemen herkesin bir facebokta sayfası vardır değil mi? Kullananlar bilirler yani bir de gruplaşmalar vardır. Belirli kişiler en ilginç grubu açmak içinmi uğraşır bilmem ama ilginçlik adına açılmış bir sürü grubun olduğuna hergün şahit oluyorum, oluyoruz.
Bakın bunlar sadece birkaçı
“Burcucum çok güzel çıkmışsın”
“gökten meg ryan yağsa bize er ryan düşer onu da kurtarırlar”
“sevgilim için dünyayı, galatasaray için sevgilimi yakarım”
“dr.oetker doçent olsun”
“emolara özel lise açılsın adı da emomatip olsun”
“Muz yiyip rakı içen maymunları aslanlardan koruma cemiyeti”
“United States of Malatya”
“Çin’in nüfusundan 6 (yazıyla altı) sıfır atılsın!” diyenler”
“Caps Lock tuşun açık kaLmış yavrum.. Büyük konuşuyosuN ;)”
“Durduk yere bi milyon kişi olalım”
“Çölde su arasam ütü bulurum, Voltranı oluştursak g.tü olurum”
“haldun üstünel ile kız istemeye gitsek adriana lima’yı alırız”
“susayınca su içenler”
“Trt6 varsa, tüm trakyalılar olarak trt3-5(üj-bej) istiyoruz”
Hocalı Katliamı (Azerice: Xocalı soyqırımı) – Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.
“Memorial” İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan’ın ve 366. Motorize Piyade Alayı’n desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan’ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olayı olduğunu açıklamışlar.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamını Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.
Saldırıda ölenlerin sayısı, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmî açıklamasına göre, 106’sı kadın, 83′ü çocuk olmak üzere toplam 613 sakin ve Zaman gazetesi’nin tahminine göre toplam 1.300 kişidir.
Arka Planı
Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı kasabası Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliğinde idi. Kasaba Hankendi’le Ağdam’ı bağlayan yolun üzerinde bulunup bölgenin tek havalimanı için üs konumundaydı. Human Rights Watch’ın raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi’ni top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetler tarafından top ateşine tutulmaktaydı.
Işık Saçan Güneş ve Yıldızlarla Dolu Olduğu Halde Neden Uzay Siyahtır?
Uzay aslında siyah değildir. Teorik olarak hiçbir şeyin rengi yoktur.
Işık kaynağından çıkan ışık ışınları cisimlere çarparlar ve maddenin cinsine göre belli dalga boylarında yansırlar.
Yansıyan ışınlar bizim gözümüze de gelirler. Bize hangi dalga boyu…nda geldiyse o dalga boyunda algılarız o cismi.
Uzayın siyah değil fakat karanlık gözükmesinin nedeni ise şudur:
Uzayda, ışık kaynaklarından çıkan ışınları yansıtacak bir tabaka yoktur.
Işık saçan güneş ve yıldızlardan çıkan ışık ışınları uzayın dört bir tarafına savrulur. Bir yerden yansımadığı içinde tekrar bize gelmezler.
Bize geri gelen ışınlarda vardır; en güzel örneği dünyanın uydusu, aydır.
Güneşten gelen ışık ışınları aydan yansıyarak gözümüze gelir. Bu şekilde ayı aydınlık görürüz.
Aynı şekilde aslında ışık saçmayan gök cisimlerini de ışık kaynaklarından gelen ışınların yansıması ile görürüz.
Uzayı karanlık görmemizin nedeni de budur.
Çevresini sarmalayan ve aynı zamanda ışığı yansıtan bir cisim olmadığı için baktığımızda gözümüze yansıyan ışın gelmediği için her yer bizim için karanlıktır.
Eğer yansıyan ışınlar varsa bile göremememizin 2. bir nedeni vardır: Karanlık madde. karanlık maddenin, şimdiye kadar yapılan araştırmalar sonucunda uzaydaki enerjiyi emdiği ortaya çıkmıştır.
Işıkta bir enerji olduğuna göre ışık ışınları karanlık madde tarafından emilir. Eğer uzayın bir sınırı varsa bile karanlık maddeler bu ışınları emmektedir.
Üçüncü ve son açıklama ise evrenin genişliğiyle ilgilidir. Eğer evrenin X ışık yılı önce oluştuğunu ve genişleme hızının bu X ışık yılı hızından daha büyük olduğunu varsayarsak, uzayı çevreleyen bir katman varsa bile ışık kaynaklarından çıkan ışınlar daha uzayı çevreleyen cisimden yansımamış ve gözümüze gelmemiştir. Eğer uzay tek bir noktadan genişlemiyorsa tüm noktaları genişlemekte ise bu ışınların gözümüze hiçbir zaman gelmeme olasılığı bile vardır.
NOT: Uzayın çevresinde bir katman olup olmadığı bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Şimdiye kadar yapılan açıklamalar her fiziksel açıklama gibi varsayımdan oluşmaktadır. Eğer öyle bir tabaka varsa bile şimdiki teknolojiyle bunu algılamak imkansızdır.
Kanuni Faiz ve Ticari Temerrüt Faizi Oranları
Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Oranları
19.12.1984 – 31.12.1997 % 30
01.01.1998 – 31.12.1999 % 50
01.01.2000 – 30.06.2002 % 60
01.07.2002 – 30.06.2003 % 55
01.07.2003 – 31.12.2003 % 50
01.01.2004 – 30.06.2004 % 43
01.07.2004 – 30.04.2005 % 38
01.05.2005 – 31.12.2005 % 12…………3095 sayılı yasa m.1
01.01.2006 -bugüne kadar % 9…………Bakanlar Kurulunun 2005/9831 16.12.2005T. kararı
Ticari Temerrüt Faizi Oranları
01.01.2000 – 30.06.2002 % 70
01.07.2002 – 30.06.2003 % 64
01.07.2003 – 31.12.2003 % 57
01.01.2004 – 30.06.2004 % 48
01.07.2004 – 30.06.2005 % 42
01.07.2005 – 31.12.2005 % 30
01.01.2006 – 31.12.2006 % 25
01.01.2007 – 31.12.2007 % 29
01.01.2008 – 30.06.2009 % 27
01.07.2009 – 31.12.2009 % 19
01.01.2010′dan bugüne % 16