Peygamber efendimizin cennette gördükleri

Yazan: sdc | 16 Mayıs 2008
Kategoriler: islam



Alemlerin efendisi olan sevgili , İsrafil ile birlikte ın yanına geldiler. Allahü nın emrini yerine getirmek için , efendimizi ’e götürdü.

, ellerinde nur dolu tabaklarla bekliyorlardı. ;

“Ya Resulallah! Bunlar, Âdem aleyhisselamdan seksen bin yıl önce yaratıldı. Bu makamda, tabaktakileri sana ve ümmetine saçmak için sabırsızlanırlar. Kıyamet günü Hazretin ve ümmetin, Allahü nın emriyle ’in eşiğine ayak basınca, bu tabaklardaki cevahiri üzerinize saçacaklardır” dedi.

’te vazifeli olan Rıdvan ismindeki melek, onları karşıladı. efendimize müjdeler verdi ve; “ teâlâ, ikisini senin ümmetine, birini de diğer ümmetlere vermek için ’i üç kısım etti” dedi ve ’in her tarafını gezdirdi.

-i ekrem efendimiz buyurdular ki:

ortasında bir ırmak gördüm. Arş’ın yukarısında akar. Bir yerden su, süt ve bal çıkar. birbirine karışmaz. O ırmağın kenarı zebercedden idi. İçindeki taşlar cevahir, balçığı anber, otları za’feran idi. Etrafına gümüş bardaklar koymuşlar, sayıları gökteki yıldızlardan ziyade idi. Çevresinde kuşlar olup, boyunları deve boynu gibi idi. Her kim onların etinden yese ve o ırmaktan içse, nın rızasına mazhar olur.

’e; “Bu ırmak nedir?” diye sordum. “Kevser’dir. teâlâ, onu sana vermiştir. Cennette olan bostanlara bu Kevserden akar” dedi.

Irmağın kenarında çadırlar gördüm. Cümlesi inci ve idi. O çadırlarda huriler gördüm. Yüzleri güneş gibi parlar idi. Derlerdi ki:

“Biz sevinçli ve neş’eliyiz. Bize hiç üzüntü gelmez. Biz gençleriz, hiç yaşlanmayız. Biz iyi huyluyuz, hiç kızmayız. Biz hep böyleyiz, hiç ölmeyiz.”

Saadet köşklerine ve ağaçlarına erişip, onların nağme ve sedaları her yeri kaplar. Öyle hoş sesleri vardı ki, o nağmeler dünyaya gelseydi, ölüm ve mihnet dünyada olmazdı.

“Bunların yüzlerini görmek ister misin?” dedi. “İsterim” dedim.

Bir çadırın kapısını açtı. Baktım. Öyle güzel suretler gördüm ki, eğer bütün ömrümce onların güzelliğini anlatsam, bitiremem. Yüzleri sütten beyaz, yanakları kırmızı ve güneşten parlaktı. Derileri ipekten yumuşak ve ay gibi ışıklı, kokuları miskten daha güzeldi.

Saçları gayet siyah, kimi örülmüş, kimi toplanmış, kimi salıverilmiş, otursa, etrafında çadır gibi olur, kalksa, ayağına kadar uzanırdı. Her birinin önünde bir hizmetçi dururdu.

efendimiz buyurdu ki:

’in bağ ve bostanını ve türlü nimetlerini gördüm. ’i ve derecelerini de görsem diye hatırıma geldi.”

elimi tutup, ’in en büyük meleği Malik’e götürdü:

“Ey Malik! Muhammed , asilerin ’deki yerlerini görmek ister O’na ’i göster” dedi

Malik, ’in tabakalarını açtı. Yedi tabakanın hepsini gördüm.

Efendimiz, Cehennemdekilerin halini görünce çok üzüldü. Merhametinden çok ağladı. Bütün de ağlaştılar.

Kaynak / ın Efendisi Kitabı

E-posta Aboneliği

Güncel Haberleri almak için E-Posta adresinizi girin :

Abone olmak istediyseniz Size bir E-posta gönderilecek lütfen gelen E-posta'daki linki tıklayın ve Aboneliğiniz aktifleştirin .



Son Bir kaç Yazı

Yorumlar

Yorum yazın:

İsminiz *

Emailiniz *

Websiteniz



Yorumu Gönderdiğinizde burada yazan yorum kurallarını ve T.C Yasalarına aykırı davranışda bulunmayacağınızı kabul etmiş sayılırsınız.
Ip adresi ve bağlantı bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır.

Bunlarada gözatın