Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar . İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp;
” Çok ilginç !” Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimizde hiçbir şey olmadı .. Bu belki de tanışıp dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir’ der.
Müthiş heyecanlanan adam:
”Evet, galiba haklısın” diye cevap verir.
Kadın şaşkınlıkla ”Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız derken şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir.
Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar:
”Sen içmeyecek misin ?
Kadın cevap verir:
”Hayır, ben polisi bekleyecegim !”
Alper 30lu yaşlarda, gurme sayılacak düzeyde yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi iyi bir aşçıdır. Lüks yaşamayı seven, işinde başarılı ama özel yaşantısını her gün farklı kadınlarla birlikte olarak düzene koyamamış, hayatını; yaptığı yemekler, günübirlik ilişkiler, paralı kadınlar üçgeninde yaşayan birisi iken; Hayatının akışı, bir gün Beyoğlu’ nun arka sokaklarında, aradığı eski plak için bir kitapçıya girmesiyle değişir.
Ada 20′ li yaşlarının sonlarında, güzel, çocuk kostümleri tasarlayıp diken, Alper’ in modern yaşamının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kadındır. Bir gün eski bir kitabi bulabilmek için Beyoğlu’ nda dolaşırken Alper ile ayni kitapçıya girer.