Bizim vadide Senaryo yazarlarının ufkunun daraldığı yada hakkatten iyi bir tatile (çok uzun süreli,ülkeyi terkedin) ihtiyacı olduğu anlaşılmaya başladı.
Polat, siyah takım elbise giymekten vazgeçip, Süheyl Uygur tarzı, çiçekli böcekli kıyafetler giymeye başlamış, Ayrıca 7.65′lik su tabancası taşıyor .. Polat Alemdar , İskender Büyük ü evinden alıyor sonra Sorgulama esnasında Bizim su tabancası taşıyan elinde Biberonu olan polat Alemdar kendisi sorgulanıyor , İşin ilginç tarafı Türk istihbaratı çok aciz gösteriliyor … Türkiye Bir adamın koruması altındamı… Bi o kadar basit , Bi o kadar acizmi , Devlet kurumlarımıza Hakaret ediliyor ? Başınıza iş açıyorsunuz
Kurtla kuzuyu ayırt edemeyen , Senaryo yazarları Dizinin hazin sonunu fiyasko ile bitirdi..
Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda… Yarım mil ötede Toygun Paşa’nın
son kuşatmasındân çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde,
ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi, acı acı bağırıyorlardı. Palanka kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru Kadı yavaşça kımıldadı; ikindiden beri rutubetli rüzgârın altında düşünüyor, uzakta, belirsiz sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların hepsi Türklerin elindeydi. Yalnız şu Zigetvar… yıkılmaz bir ölüm seddi halinde “Kızılelma” yolunu kapatıyordu. Sanki bu uğursuz kargalar hep onun mazgallarından taşıyor, anlaşılmaz bir lisanın çirkin küfürlerine benzeyen sesleriyle her tarafı gürültüye boğuyorlardı.