Kur’andan daha imtiyazlı bir şefaatçi olamayacaktır.
Peygamber efendimiz demiştir ki birisi öldüğünde akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken,
son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının yanında durur.
Kefenlendiğinde kefen ile merhumun göğsü arasına girer. Definden sonra herkes evine döner.
Münker ve Nekir adlı iki özel melek gelir, öleni kişisel mahremiyet içerisinde imanı hakkında sorgulayabilmek
üzere göğsünde duran güzel kişiyi ayırmaya çalışır.
Güzel kişi der ki “O benim refakatim, O benim dostumdur, hiçbir şekilde Onu yalnız bırakmam.
Eğer siz sorgulama için görevlendirildiyseniz, görevinizi yapınız. Onun cennete girmesini kabul ettirinceye kadar terk edemem.
Sonra ölmüş arkadaşına döner der ki, “Ben, bazen yüksek sesle bazen de kısık sesle okuduğun Kur’anım.
Endişe etme, Münker ve Nekirin sorgusundan sonra üzüntü duymayacaksın.
Sorgulama bitince güzel kişi Onun için Meleul Aladan (semadaki meleklerden) misk kokusuyla bezenmiş bir döşek hazırlar.
Allahın Resulu (SAV) demiştir ki:
Hesap gününde ne bir Peygamber, ne de bir melek, Allahın indinde Kur’andan daha imtiyazlı bir şefaatçi olamayacaktır.
İslam dininde, Terâvih namazı, Ramazan ayında her gece kılınan bir namazdır. Teravih namazı Sünnettir.
Kadın ve erkeğe sünnet-i müekkede olup yirmi rekattır. Cemaatle kılınması sünnettir. Tek başına da kılınabilir.
Teravih namazının vakti,yatsı namazından sonra başlar,sabah namazı vakti girinceye kadar devam eder. Teravih namazı yatsıya tâbi bir sünnet olduğu için,vitir namazı teravihten sonra kılındığı gibi, önce de kılınabilir. Âdet olan, teravihi önce kılıp vitri sonra kılmaktır. Bu sebeble teravihin bir kısmında imama yetişen bir kimse, imam vitre kalkınca imamla beraber önce vitri kılıp sonra teravihten kılamadıklarını kazâ etmesi câizdir. Teravih namazı vakti içinde kılınmazsa, vakti dışında ne cemaatle, ne de tek başına (münferiden) kazâ edilmez.
İki veya dört rekatte bir selam verilir. Her selamdan sonra biraz oturmak sünnettir. Bu esnada salevat-ı şerife, salat-ı ümmiye, ayet veya dualar okunur.
Allaha inanmanın, iman etmenin islama uygun yaşamanın suç olduğu ülkemizde
Manevi güçle 3 maçtır yenilirken yenmesini bilen milli takımımıza desteğini resmi sınrlar içinde kalarak kutlayan Deniz Baykal için internet sitesindeki haberler aşağıda sıralanmış ben çok güldüm birazda siz gülün..
CHP tarihi zaferi yargıya götürüyor!
Millilerimizin başarısını SMS ile kutlayan CHP lideri Baykal’a, sanal âlemde tepkiler dinmiyor.
İnternet sitelerinde, Baykal’ın turnuva bitiminde maçların iptal edilmesi için dava açacağı belirtiliyor.
Sanırım biz Fethullah Güleni anlayamadık Mustafa Kemal Atatürk’ü anlayamadığımız gibi… Yapılanlar ortada hala bi kesim haricinde bu insanı sevemedik öküz altında buzağı aradık durduk.
İnternet çağında bu tabu yıkılacak ve Atatürk’ün göstermiş olduğu mediyet için çaba harcadıklarını anlamak istemeyen insanlar da anlayacak…
Teşvik ettiği eğitim faaliyetleri ile dünyanın takdirini kazanan Gülen Hocaefendi’ye bir takdir de Pakistan medyasından geldi.
Pakistan’ın en saygın dergisi olarak kabul edilen ve haftalık olarak olarak yayınlanan Cutting Edge bu haftaki sayısında Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında bir makale yayınlandı. Vekilüddin Mian tarafından kaleme alınan makalede Gülen Hocaefendi’nin öncülük ettiği eğitim kurumları ve diyalog faliyetlerine vurgu yapılarak, İslam dünyasında yepyeni bir yorum ve anlayış getirdiğine değinildi. Hocaefendi için “evrensel barışın sembolü” başlığı kullanıldı. Makalede 15 yıldan beri Pakistantan’da eğitim faliyetinde bulunan Türk Okulları da mercek altına alındı. Türk Okullarının din, dil, ırk ayrımı gözetmeden Pakistan’ın 7 farklı kentinde eğitim faliyetinde bulunulduğu ve bu okullardaki Türk öğretmenlerin fedakarlıklarının ancak inanç ve adanmışlık ruhu ile açıklanacağı yazıldı.
Saydığım sevdiğim bir abimden mail olarak geldi. Genelde mail olarak gelen yazıları silerim ama dedimya sevdiğiniz birinden gelince insan ne göndermiş deyip okuyor.Değiştirmeden internette dolaştığı gibi aynen veriyorum…
ALLAH (CC)
Sadece Allah’a ayıracak zamanınız varsa okuyun.
Bunun için zamanım yok…
Hele de çalışırken.
Sonra böyle düşünmenin kesinlikle günümüzde birçok problemin kaynağı olduğunu fark ettim.
Siz okuyunca ne hissedeceksiniz?
Okuyun ve düşünün bakalım.
‘Biz Allah’ı (cc) Cuma günleri mescide sığdırmaya çalışıyoruz.
Belki cuma gecesine, çok nadiren kalkılabilirse, yatağın sıcaklığından feragat edilebilirse de Sabah namazlarına….
Ama hastalıklarımız, zayıflıklarımızda, doğal afetlerde, kısaca zorda ve çaresiz kaldığımızda hemen etrafımızda olsun istiyoruz….
ve, hiç şüphesiz, en çok da ölümün hatırlandığı cenazelerde.
Gündemdeki haberleri bilyorsunuz kameralardan habersiz neler konuşulduğunuda gördünüz…
Fazla yorum yapmadan yorumu Türk halkına bırakıyorum…
Bakın beğenmediğimiz Osmanlıda hoşgörü, Laik’lik ve Din serbestliği Fatih Sultan Mehmet Han tarafından nasıl korunmuş.
Şimdi ise yasakların ardı arkası kesilmiyor.Sanırım birileri yasalarımızı kendilerine göre yorumluyor…
Fatih’in Özgürlük Fermanı…
“Ben ki Sultan Mehmet Han’ım; üst ve alt tabakada bulunan bütün halk tarafından şu şekilde bilinsin ki, bu fermanı taşıyan Bosna rahiplerine lütufta bulunup şu hususları buyurdum:
Babası öldü.
Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu.
Tutuklandı.
Hapse atıldı.
Sürüldü.
İşsiz kaldı.
Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne;
Afganistan,Irak ve dünyanın daha bilmediğimiz neresinde zulüm yapıyor bu insanlar bilinmez. Şimdi ise japonyada bu iğrenç duygularıyla karşımıza çıkıyorlar…
Japonya’da 14 yaşındaki bir kıza tecavüz eden ABD askeri 4 yıl hapis cezası aldı.
Japonya’nın Okinawa adasındaki üste görevli bir Amerikan askeri, 14 yaşındaki bir Japon kızına cinsel tacizden 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Japon Kyodo ajansının haberine göre Amerikan askeri mahkemesi, Tyrone L. Hadnott hakkındaki; 16 yaşından küçük çocuğa tecavüz, yanlış resmi beyanat, zina ve kandırarak adam kaçırma suçlamalarını düşürürken, cinsel tacizden 4 yıl hapse mahkum etti.Okinawa adası, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda ABD tarafından işgal edildi, 1972′de ise Japonya’ya geri verildi.
-Allahü teâlânın verdiği nimeti, Onun sevdiği yerde harcamak şükür; sevmediği yerde kullanmak ise küfran-ı nimettir (nimeti inkâr etmektir).
-Belaya şükretmek lazımdır. Çünkü küfür ve günahlardan başka bela yoktur ki, içinde senin bilmediğin bir iyilik olmasın! Allah, senin iyiliğini senden iyi bilir.