Birkaç gün önce Genelkurmay bir açıklama yaptı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) “bilinçli” ve “planlı” saldırı düzeni içinde olan çevrelerden bahsederek, bağımsız yargı mekanizmalarını göreve çağırdı… Bazı yazar arkadaşlarımız da Genelkurmay’ın “kendi kendine kuruntuya” kapıldığını iddia eder nitelikte yazılar kaleme alarak, yaşananların “daha demokratik” bir toplumun gereği olduğunu belirtti… Bu tespitler sonrası soralım; TSK’ya kimler, neden saldırıyor ve “yıpratma kampanyası” yürütüyor?
Adım adım gidelim…
1- Bill Clinton Mayıs 1997’de “Yeni bir Yüzyıl için Ulusal Güvenlik Stratejisi” adı verilen belgeyi imzaladı. Belgenin özü “ABD çıkarlarına dayanan ekonomik milliyetçiliğin”, gerekirse silah gücüyle dünyaya egemen kılınması üzerine bina edilmişti. Aynı belgede Türkiye ve bulunduğumuz bölge ile ilgili şu cümleler yar aldı; “…iki yüz milyon varillik petrol rezerviyle Hazar Denizi bölgesi (Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kafkasya, İran, Kuzey Irak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu) dünyanın artan enerji talebini karşılamada önemli bir rol oynamaya adaydır… Kendi petrol kaynaklarımız tükeneceğinden bu bölgedeki kaynaklara ulaşmak, ABD’nin yaşamsal çıkarlarından biridir…”
ABD’li bilim adamları, Kuzey Kutbu’ndaki buzulların 5-10 yıl arasında eriyebileceği öngörüsünde bulundu. Kutupta erime rekor düzeyde!
Küresel ısınmanın etkilerinin hissedildiğini vurgulayan uzmanlar, bu yazın başında, Kuzey Kutup bölgesinde deniz yüzeyindeki buzulların rekor düzeyde eridiğini belirtiyor. Buzulların geçen yıldan bile daha hızlı eridiğini söyleyen uzmanlara göre, Kuzey Kutbu 5 yıla kadar tamamen buz tabakalarından yoksun yazlar geçirebilir. Kuzey kutbundaki buzulların yüzeyinin ince olması, erimenin daha hızlı gerçekleşmesine yol açıyor.