
Sensiz de geziliyor işte! Kendimi o dört duvarın arasından çıkardım. Kimi akşam dostlarla duble yanı sohbete, ülke kurtarmaya; kimi zaman tek başıma tiyatroya gidiyorum. Yollarda senin adın yazan dükkan isimleri çarpıyor gözüme, o an içim bir sızlıyor ama o da geçiyor. Kendi kendime gülümsüyorum.
Velhasıl, sensiz de bu ömür bir şekilde geçiyor. Zaman, kabuk bağlatıyor yaraları. Ölümün acısına katlanan insan, ayrılığınkine de dayanıyor. Uykusuz geceler de bitiyor, hiç dinmeyecek sandığım gözyaşlarım da!
Her hayat kendi hikayesini yazıyor. Kimi renkli, kimi garip, kimi sıradan ama hepsi bir yerinde aşka çarpıyor. Sonra bitiyor umutlar, ayrılık dediğin kapıyı çalıyor. Vakit geçtikçe, bitmez sandığın her şey yavaş yavaş bitiyor.
Sensiz de yaşanıyor yani; ancak aklımı kurcalayan soru şu: Ne gerek var?