Bir buz dağının ortasında yakılmış ateş kadar üşüyorum
Erimek ya da sönmek değil gözümün gördüğü,
Çaresizlik bitirir beni,
Her defasında tekrar eriyip, tekrar sönmek
Tekrarlarla kahrolup gitmek körü körüne
Bende takat kalmadı, ne yanacak, ne bitecek
Her şey ben kadar yalnızlıkta, ben dâhil…
Neden bu hasret böylesine acımasızca yakıyor canımı.?
Neden susturamıyorum içimdeki çığlıkları.?
Neden kalbim, beynime hükmetmeye çalışıyor.?
Neden ben mantığımla kalbim arasında savaş veriyorum..!!?
ve ben böylesine yıkım yıkım yıkılırken sen neden bir kez olsun görmüyorsun beni.!?
Neden gitmeme izin veriyorsun hayatından.?
Yada neden gönderiyorsun göz göre göre…
Sözlerin yetmediği yerde suskunluğa bürünüyorum.
Suskunluğum yüreğimde çığlıklar atarken ben yinede aşka direniyorum..!!!
ve sen git diyorsun …!
Küçücük bir umut bile vermiyorsun bana…. ve ben gidemiyorum…!
Neden beni istemeyen sana,hayır bile diyemiyorum ..?!
Adını koyamıyorum bu sevginin …
Belki tutarsızca sevdin beni.
Belki senin için Değerlindim …
Oysa ben, senin benden bu denli uzaklaşmanı sağlayacak hiç bir şey yapmadım.
vaktim bile olmadı seni kendimden uzaklaştırmaya …
Sen veda etmeye bile zaman bırakmadan giderken,
şimdi böylece sessizden yine bana bakmalar kaldı ardın sıra …
Adını koyamadım ama çok sonra anladım ki gidişin, bitişimmiş …
