Kürşat Şentürk 1978 tarihinde doğdu. Türkiyenin İlk bilgisayar korsanlarından olup en meşhurudur. 31 Şubat 2014′te FBI tarafından yakalanmıştır. Microsoft , Fujitsu, Motorola, Nokia ve Sun Microsystems gibi şirketlerin bilgisayar ağlarına izinsiz girmekten suçlu bulunarak 3 yıl hapis cezası almıştır.
Hepsi yalan ..
Bugün yeğenim Emre’nin dişi apse yaptığı için doktora götürdüm, dişçiden dönüşte otobüste bindik, oturduğumuz koltuğun parelelinde yani yan koltukta oturan siyah gözlüklü bir amca ile arkasında duran 30’lu yaşlarda genç adamın konuşmalarına kulak misafiri oldum..
Hatırladığım kadarı ile aynen şunları konuşuyorlardı …
Genç adam: Aski’ye gideceğim de, nerede inmem gerekli?
Siyah gözlüklü amca: Önümüzdeki durakta ineceksiniz. Sağ tarafta mavi bina var orası Aski
Tam o sırada Kazım Karabekir Caddesi üzerinde Havaş otobüslerinin kalktığı yerdeyiz. Otobüs Aski’nin bulunduğu durağa gelince genç adam tam aksi yöne bakıyor ve aynen şunları söyledi.
Genç adam: Burada mavi bina yok yanlış olmasın?
Siyah gözlüklü amca: Görmüyor musun sağ tarafta koskoca mavi bina var..
Genç adam: “Ha tamam” dedi teşekkür edip, otobüsten indi.
Bu diyalogda geçen siyah gözlüklü amca görme engelli biriydi.. Genç arkadaş bunun farkında dahi değil. İhtiyarın arkası dönük olduğu için belki farketmedi ama ihtiyar amcanın engelli olmasına rağmen hafızasının kuvvetli ve adres bilgisinin iyi olması dikkatimi çekti.
“Herkes bakar ama bazıları görür…”
Ankara’da mevsim çoktan ilkbahar yolculuğuna çıkmış,
Bende ise halen sonbahardan kalma fırtına.
Umursamadan, Yıllarca sevgimi ince ince tüketmişsin…
Bir zamanlar yüreğimde adı aşk olan yangın,
Dilimden hiç düşürmediğim şiirler,
Durmadan sayıkladığım adın vardı.. (daha&helliip;)
Bin kere tövbe edip, bozsan da tövbeni,
Yapma..
Bağıra bağıra haykırmak istediklerini,
Söyleme…
Bırak bu sefer, “Ruhunda saklı kalsın..”
Herşey…
Ne O, kendini bulutların arasında zannetsin,
Ne sen, yorul..
Bir şeyin değerini kaybedince anlamak yerine,
Vazgeç ondan. (daha&helliip;)

Başlayan ve sonu mutlu bitmeyen hikayelerin başrol oyuncusu olmaktan bıktım usandım…
Filizlenip, yeşeren. İliklerime kadar kök salan. Saman alevi gibi beni her gün içten içe yakan sevdaları yaşamaktan bıktım usandım…
Egosunu tatmin etmek için yaralarımı kırbaçlaya kırbaçlaya kanatan insanlardan bıktım usandım…
Derin derin iç geçirip, geçmişi yad etmekten bıktım usandım… (daha&helliip;)
Ve gün gelecek kendine “Malum” soruyu soracaksın.
Boğazında düğümlenecek, cümleciklerin silueti…
Hıçkıra hıçkıra ağlamak isteyeceksin. Öznesiz. Zamansız…
Sonunda ağlayacaksın.
Benden sana miras kalan, bir kaç damla gözyaşı dökeceksin.
Bensiz, tek başına hiçbir anlamı olmayacak sana…
“Keşke” diyen cümlenin ortasında yapayalnız kalacaksın.
Yazmazsam Unuturum / Bilinçaltı sayıklamalarım…
Güzel bir yüze sahip kadını seyretmek, şu dünya üzerindeki bütün güzel manzaraları seyretmekten güzel olsa gerek.
Ama.. bilemiyorum. Bazen de kendimle çelişiyorum.
Yüzünü izlerken adeta izleyeni kendinden geçirten, kanını donduran, sonrasında imkansız yada ulaşılamayacak kadar zor bir hedef olmasından mıdır? yoksa “Baktıkça o güzellik kaybolur” düşüncesinden dolayı mıdır? Korkuyorum.
Bir yüz dahi olsada , sonuçta; O güzelliğe sahip olma isteği doğacağından, kendimi frenliyor, ve başka bir yöne bakıyorum.
“ Ölecek olduğunuzu bilseniz bunu kız arkadaşınıza söylermisiniz ve ondan ayrılırmısınız “
Eski Türk filmlerinden bir sahne gibi geldi gözünüzün önüne değil mi ? Ortada iki karakter var ve birisi kısa süre içinde ölecek . Kız arkadaşına durumu açıklamadan onunla ayrılmaları gerektiğini sölüyor ve ayrılıyorlar , Diğer taraftada hiçbir şeyden haberi olmayan gerçekten seven bir kız var. Neden sonra saklanan bu sır açığa çıkıyor ve Erkek arkadaşının öleceğini öğreniyor . (daha&helliip;)
Hüzün ve yalnızlık kol kola gezerken, “Davetsiz misafir” gibi girmişsin hayatıma, ne ben kovabiliyorum seni. Nede sen gidiyorsun… “Kal bu gece yatıya” diyeceğim ama biliyorum, kalmayacaksın..Çünkü bu mutlu sonla biten aşklardan birisi değil…
Yalnızlığında yıllanmış, rafine edilmiş duygularla birikmiş gözyaşları bekler hep gözlerimde, ta ki onları taşıracak yeni bir damla gelene kadar…
Hani demiştim ya “Bazı gözyaşları sessizdir, küçüktür, cümle sonundaki noktalara benzerler” diye; işte onlarla süsledim her cümlemi, daha doğrusu her cümlemin sonunu…
Sana aşık olmak, hayatın her anında yaşadığım içimdeki en büyük yaraymış sadece… Aşığım… Aşıksam, ahlaksız aşıklardan değil, nefsine hakim, platonik aşıklardanım.
Son Yorumlar