Gözlerimde gençlik günlerimden kalma bir resim,
Uğruna ömrümü yeniden sebil edebileceğim sevdiğim…
Sokağı döven ayak seslerim heyecandan yükseliyor,
Kalbimde bin bir umut oğul vermiş vaktini bekliyor,
Kaldırımlar, üzerine bıraktığım yalnızlığımı çekemiyor.
Biliyorum o balkonda yoksun şimdi sen,
Ah bir akıllanabilsem, bunu kalbime anlatabilsem!..
Yıllardır işgal altında olan , yağmur gibi bombaların yağdığı Afganistanın bir başka görünümü, beni etkiledi doğrusu ..
Afganistan‘da bahar mevsimi yağmurları, çiftçilere bu yıl daha bereketli hasat yapma ümidini getirdi. Ülkenin kuzeyinde Jawzjan vilayetinde iki çocuk, bahar yağmurlarıyla çiçeklerle kaplanan arazide doyasıya oynuyor…
Biliyorum çok yanıyor canın.
Köşelere kaçıyorsun sessizce biliyorum..
Ama bu sefer sana üzülme demeyeceğim üzülmelisin çünkü
Yoksa başka türlü geçmez içindeki acı güzelim
Unutamayacaksın doğru ama yokluğuna alışacaksın zamanla
Hani o güçlü bakışların vardıya.. Eskisinden daha güçlü bakacak zamanla
Evet şuan çok güçsüzsün öyle hissediyorsun çünkü hayatının merkezi yapmıştın onu.. Onsuz olmaz sanıyorsun ama oluyor canım
Boşver demeyi de öğreneceksin zamanla.
Sadece güçlü olduğunu unutma canım unutmaki hayattan soyutlama kendini…
Bırak o kaybetti. Dökme gözyaşı artık. Ağlama bak bugün yeni bir gün bugün yeni bir hayat başladı senin için
ve hergüne bu şekilde başla birtanem
Canım benim bu günlerde geçecek. . .
“Ölüm kaçıyor” bende üşenmeden kovalıyorum, bakalım nerede yakalayacağım , şu dakika itibariyle Ölüme bir adım daha yaklaştım.. Nasıl mı ? Bu gün benim doğum günüm …
Önceki senelerde pastalar, hediyeler, kutlamalar olurdu .. Yer , içer eğlenirdik , fakat bu sene nedense , ne bir pasta nede bir hediye talebinde bulunmayacağım, Beni sayıp seven insanlardan ;)
“İhtiyarladığımın , Hatırlatılmasını dahi istemiyorum ”
Zaman su gibi akıp giderken;
Ahiret için, Zamanın benden alıp götürdükleri dışında elle tutulacak hiç bir yatırımım olmamış , Kızıyorum kendime ve şu soruyu soruyorum “Ben bu gün Allah için ne yaptım” Soluk alıp verip, önümüze gelen nimetlerin zevkinden faydalanmak dışında hiçbir icraatım olmamış .. Yaşıyorum ama Bir Ölü gibi ..
Bu nedenle Ölüme Bir adım daha yaklaştım … Gözümüzü açıp ve İyi şeyler yaparak yaşayalım …
Ben iflah olmaz bir viraneyim ..
Zaman aman Ölümün bana gülümsediğini hissediyorum ..
Bana gel diyor,
Ben “az bir işim var bekle ” diyorum , Ölümü kandırmaya çalışıyorum ..
Hayatıma dahil etmem gereken son meşgalem
Bilmiyorum ,Yanımda mısın ?
Ellerim şuan buz gibi…
Yüzüm ise kıpkırmızı ve bir utanç var içimde
Ağlamaklı ses tonumu ise suskunluğum gizlemekte. . .
Aceleci davranan yüreğim suspus olmuş kendi kendime kızmaktayım…
Sadece bir anlık gaflet yüzünden oldu ne olduysa. . .
Sadece zamanı vardı diyemedim, anlatamadım bir an kendime
Bilsin istediğim duygularım aklım ise hayır dedi durduramadım. . .
Evet daha zamanı vardı birşeylerin olumlu olması için ama ifade edemedim bunu bir türlü kendime…
Neydi susmama engel olan şey söylesene kaybetmeye hazır olmadığın bir anda kaybetmene sebepse, susmayı sabretmeyi de bilmek lazımdı sadece…
susmalıydım susamadım işte…
sabır dediğim şeyi öğrenemedim belkide. . .
Yüreğimdeki sevgiyi yeni kitlemiştim soğuk odama. Anahtarını da attım yüreğimin zifiri karanlık kuyusuna. Uzun uzadıya süren gecelerin parlak sabahında uyandı sevdam. İrkildi, dirildi, doğruldu. Soğuk odamın nemli penceresine doğru yürüdü. Dışarıya baktı, baktı, bakakaldı. Gözlerinden süzülen yaşlarla pencereme ÖZLEDİM yazdı. Masamda yanmakla yanmamak arasında direnen mumun ışığında haykırdı, haykırdı, hıçkırığa boğuldu. Duvardaki resimlerini gördü. Bir zamanlar ışıl ışıl parlayan gözlerine baktı, utandı, sıkıldı, yıkıldı. Neydi o eski günler dedi boş odama. Söylediği söz cevapsız kaldı, askıya asıldı, sallandı, paslandı, tozlandı. Penceremin önünde duran mindere oturdu. Bir yandan gözyaşlarını siliyor, bir yandan da aynaya bakıyordu. Parmakları yüzündeki çizgilere birşeyler anlatıyordu. Elleri bir ara sırma saçlarına takıldı. Okşadı, kokladı, taradı yüreğimin kırık tarağıyla… (daha&helliip;)
MİMAR SİNAN (1490-1588)
Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı? (daha&helliip;)
Biliyor musun benden bir şeyleri anlatmamı istediler ve ben de seni anlatmaya karar verdim. Bakalım beğenecek misin. Ne olur bana kızsan bile çıkıp gitme hayatımdan. Biliyorsun beni, sensiz olmuyor. Şimdi ise sadece dinle …
Herkes bu güne kadar onu anlatmaya çalıştı ama nedense kelimeleri yarı yolda kaza yaptı. Çünkü hep yolun yanlı tarafından başladılar yolculuğa bu düşsel dünyada.
Aslında ben de nerden başlayacağımı bilemiyorum ama sanırım en doğrusu şu kelimelerle olur… (daha&helliip;)
Öyleyse canın canımdır… Aynan olmalıyım…
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi… Hem sakınmadan, mertçe…
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece…
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,Seni de dupduru isterim karsımda…
Dostsan
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! (daha&helliip;)
Son Yorumlar