SDC

  • Menü
    • Teknik Analiz
    • BorsaPin
    • Bitmeyen Senfoni
    • Halet-i Ruhiye
    • Anlık Tepkiler
    • Teknoloji
    • Karma Karışık
  • Hakkında
  • İletişim
  • BorsaPin
  • Home
  • Menü
    • Teknik Analiz
    • BorsaPin
    • Bitmeyen Senfoni
    • Halet-i Ruhiye
    • Anlık Tepkiler
    • Teknoloji
    • Karma Karışık
  • Hakkında
  • İletişim
  • BorsaPin
sdc 209
Website

Kürşat Şentürk 1978 tarihinde doğdu. Türkiyenin İlk bilgisayar korsanlarından olup en meşhurudur. 31 Şubat 2014′te FBI tarafından yakalanmıştır. Microsoft , Fujitsu, Motorola, Nokia ve Sun Microsystems gibi şirketlerin bilgisayar ağlarına izinsiz girmekten suçlu bulunarak 3 yıl hapis cezası almıştır.

Hepsi yalan ..

Antidepresanlar: Umut mu, Uyuşma mı?

05 Ocak 2025 Karma Karışık

Ruh Sağlığına Dair Sessiz Bir Gerçek

Modern çağın görünmeyen salgınlarından biri olan depresyon, bireyin iç dünyasında derin yarıklar açarken; toplumda hâlâ yeterince anlaşılmayan bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Kimi zaman uzun yıllar süren mücadelelerin ardından çare olarak başvurulan antidepresan ilaçlar, hakkında çokça konuşulan ama çoğu zaman yüzeysel biçimde anlaşılan bir olgudur.

Bu yazıda, antidepresan kullanımının ruhsal deneyimler üzerindeki etkilerini, toplumsal yargılarla olan ilişkisini ve bu sürecin bireyde nasıl bir dönüşüm yarattığını ele alacağız.


Kimya ile Gelen Sakinlik: Antidepresanlar Ne Yapar?

Antidepresanlar, beynin kimyasal dengesini düzenleyerek özellikle serotonin, norepinefrin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin düzeylerini etkiler. Bu düzenleme sayesinde, depresyonun en temel semptomları olan yoğun mutsuzluk, umutsuzluk, enerji eksikliği gibi belirtilerde azalma sağlanabilir. Ancak burada önemli olan nokta, bu ilaçların mucizevi bir “mutluluk hapı” olmadığıdır. Hisleri bastırabilir, keskin acıları küntleştirebilir ama insanın yaşadığı içsel boşluğu veya duygusal geçmişini silip süpürmez.

Kimi zaman bu ilaçlar, kişiyi hayata karşı “donuk” bir pencereye mahkûm edebilir. Duyguların ucunu törpüler, inişleri çıkışları azaltır. Ama bir başka deyişle, hayata karşı “buzlu camın” ardından bakıyormuş gibi hissettirebilir. Yani hayat devam eder, ama siz içeriden sadece silik gölgeleri izliyor gibi olabilirsiniz.


Toplumsal Yargı: Damgaların En Ağırı

Antidepresan kullanan bireylerin en büyük sınavlarından biri, yaşadığı ruhsal sıkıntılar değil; çevresinden gördüğü anlayışsızlıktır. Ne yazık ki, toplumumuzda hâlâ “akıl hastalığı” ya da “ilaç kullanımı” gibi kavramlara karşı büyük bir önyargı söz konusudur. İnsanlar, depresyon gibi görünmeyen hastalıkları anlamakta zorlanır ve bu yüzden “deli misin?”, “ne gerek var böyle şeylere?” gibi dışlayıcı tepkilerle yaklaşabilirler.

Bu nedenle, pek çok kişi antidepresan kullandığını gizlemeyi tercih eder. Sadece güven duyduğu birkaç yakınla paylaşır. Zira damgalanma korkusu, iyileşme sürecinin önündeki en büyük engellerden biridir. Oysa ki depresyon, kalp hastalığı gibi, şeker gibi; tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur.


Bir İlacın Sırtına Hayat Yüklenemez

Antidepresanlar, kimi zaman ayağa kalkmak için bir baston, kimi zaman düşmemek için tutunulan bir duvar olabilir. Ama şunu unutmamak gerekir: hiçbir ilaç, hayatı çekilebilir kılmaz. İçsel sancıyı tamamen ortadan kaldırmaz. Ruhsal iyileşme sadece ilaçlarla değil, iç görü, destek, terapi ve zamanla sağlanır.

İlaç, bir adım atmaktır. Ama yolu yürümek; kişinin kendi iç sesiyle, kendi karanlığıyla yüzleşmesini gerektirir. Ve bu süreçte, kişisel farkındalık, sosyal destek ve sabır hayati önem taşır.


Sonuç: Sessiz Kahramanlar ve Sessiz Acılar

Antidepresan kullanan herkes, dışarıdan bakıldığında normal bir hayat sürüyor gibi görünse de; aslında iç dünyasında büyük mücadeleler vermektedir. Bu mücadeleyi küçümsemek, hafife almak ya da alay konusu yapmak; sadece ruhsal şiddetin bir başka biçimidir.

Dolayısıyla yapılması gereken; yargılamak değil, anlamaya çalışmak, uzaklaşmak değil, destek olmaktır. Zira bir gün, herkesin ruhu bir yerlerde ağır gelebilir. O zaman, başkalarının gösterdiği anlayışı hatırlamak isteyebiliriz.

İnsanca yaşamak, bazen kırılgan olmaya da izin vermekle başlar. Ve bu kırılganlığın içinde, belki de en büyük güç saklıdır.

Ruhumda Eksik Kalan Yer

22 Kasım 2024 Bilinçaltı Sayıklamaları

Bana sorarsan, sen hiç gitmedin.
Sadece zamanın kıvrıldığı bir yerdesin şimdi…
Bir rüyanın tam ortasında unutulmuş,
bir düşten uyanır gibi yok olmuş gibisin.
Oysa ben hâlâ oradayım.
Senin bıraktığın cümlenin içinde,
noktayı koyamadığım bir aşkın kıyısında…

Adın, sanki harflerini yıldız tozuyla yazmışlar göğe.
Bakıyorum her gece,
hangi yıldız senin bakışına benzer diye.
Bir tanesi sönse,
“işte” diyorum,
“belki de bu gece unuttun beni…”

Ruhumda bir eksik yer var artık.
Ne sözcükle doluyor, ne başka bir tenle.
Bir çiçek düşün; su verilmemiş, ama hâlâ kök salıyor toprağa.
İşte öyle bir yerimdesin.
Köklerin içimde, ama çiçeklerin başka mevsimde…

Sokak lambalarının altından geçerken,
gölgem seninle konuşuyor gibi geliyor bana.
Bazen de sustuğum her şeyin sesini taşıyor rüzgâr.
Bir banka oturuyorum sonra,
rüzgâr saçlarımı okşarken,
“şimdi burada olsaydın, ne derdin?” diye soruyorum.
Duymuyorum.
Ama eksikliğin yankılanıyor içimde,
duymaktan daha derin bir yerde.

Zaman akmıyor artık.
Sadece dönüyor kendi içinde.
Ben, hep aynı sabaha uyanıyorum:
Senin olmadığın bir sabaha.
Çay demlemiyorum.
Çünkü sen içmeden sıcaklığının anlamı olmuyor.
Ve her yudumda biraz daha eksiliyormuşum gibi…
Kahvaltı masasında boş bir sandalye var —
sen hiç oturmadın, ama hep oradaydın.

Şimdi herkes, biraz senden çalıyor bana.
Birinin kahkahası,
bir başkasının el hareketi,
bir diğerinin kelime seçimi…
Ama hiçbiri tamamlamıyor seni.
Hiçbiri, yokluğunun o usul acısını almıyor.

Geceyle dost oldum.
Çünkü sen uykudasın orada bir yerlerde.
Belki de aynı ay ışığında yıkanıyor gözlerin.
Ben de o yüzden hiç perdeleri kapatmıyorum.
Belki ışık yollar olur da,
bir düşün kıyısından yürür gelirsin…

Ve sorma artık kendine:
“Dön” mü, “hoşça kal” mı?
Çünkü sen ne tam gittin,
ne de hiç kaldın.

Sen…
bir eksikliksin artık bende.
Tamamlanmaz.
Unutulmaz.
Sadece
taşınır…

Yine de Seni Anlatıyor Her Şey…

22 Ekim 2024 Bilinçaltı Sayıklamaları

Gün geçiyor, ama geçmiyor gibisin içimden.
Bazen diyorum, “unutmuşum galiba”…
Sonra bir şarkı çalıyor radyoda.
Senin o saçma dansın geliyor gözümün önüne, gülüşün düşüyor kalbime.
Unutmuşum… ama nereye koymuşum seni, bilmiyorum.

Bazı sabahlar, sanki sen varmışsın gibi yapıyorum.
Yüzümü yıkarken aynaya bakmıyorum,
çünkü orada hâlâ sana benzeyen bir halim duruyor.
Bir kahve yapıyorum mesela,
şekerini bile senin sevdiğin gibi atıyorum hâlâ.
İçmiyorum sonra. Soğusun diyorum.
Soğuyor.
Ben de soğuyorum biraz daha senden sonra.

Sokağa çıktığımda herkes tanıyor gibi seni…
Adını söylemesem de, gözlerim fısıldıyor seni her yere.
Bakkaldaki çocuk bile soruyor bazen:
“Abi bugün biraz yorgun gibisin?”
Ne bilsin, seninle geçen bir hayalin kaç kere uykumu böldüğünü?

Zaman geçiyor diyorlar.
Geçiyorsa niye hâlâ bekliyorum seni o buluşmadığımız parkta?
Niye adını telefonda hâlâ silemiyorum?
Niye bir fotoğrafını bile atamıyorum çöpe?
Çünkü gitmedin aslında…
Sen bir yerlerde hâlâ varsın.
Beni bıraktığın gibi duruyorsun içimde.

İçimde konuşan bir “ben” var artık.
O bana her sabah hatırlatıyor seni.
“Bak” diyor, “gözünün altında yine o uykusuzluk çizgisi…
O da özledi.”

Ama artık yazarken bile korkuyorum.
Cümleye başlarken senle,
bitirirken sanki sensiz kalacağım diye ürküyorum.

Gülmüyorum pek.
Eskiden gözlerimle gülerdim ya hani…
Şimdi dudaklarım bile tereddütlü.
Bir gülümseme, hep yarıda kalıyor —
tıpkı sana anlatmak istediklerim gibi…

İyi değilim yine.
Ama bu defa alışmış gibiyim.
Sensizliğe değil belki,
ama senli hayallere tutunmaya…

Ve artık soramıyorum bile:
“Dön” mü,
yoksa
“Hoşça kal” mı?..

Çünkü ikisi de
aynı kadar acıtıyor.

İyi Değilim Aşkım…

22 Temmuz 2024 Bilinçaltı Sayıklamaları

İyi değilim…
Sabahlar, uyanmaktan korkar gibi uyanıyor içim.
Güneş vurdukça cama, içimde bir gece daha büyüyor sanki.
Kahvaltı? Unuttum bile.
Sigara kesiyor ne varsa; açlığı, uykuyu, seni.

Üzerime ne geçerse o… Aynaya bakmıyorum pek.
Zaten sen yoksun ya, “güzel olmuşsun” diyen de yok. Olsun da istemem.
Minibüste hep en arkadayım yine. Cam kenarı. Sessiz köşe.
Cebimde ellerim. Çünkü tutan yok artık.

Herkes biraz sen gibi…
Birinin saçı kısacık mesela, gülüşü azıcık içten… “Ah” diyorum, “biraz daha…”
Yokluğunda, yepyeni senler türetiyorum kendime.

Geceler ağır.
Uyumuyorum. Senin uyuduğun saatlerde özellikle.
Belki bir rüya denk gelir… belki bir ihtimal sen…

Unutur gibi yapıyorum çoğu zaman.
Kanamasın içim, yara açık kalmasın diye.
Seni de kan tutardı ya… bak, bunu bile zor hatırlıyorum artık.
Şiir yazamıyorum. Kalem süslü kelimeleri kusuyor.
Adın geçmeyen cümlede sevgi anlatılmıyor, olmuyor.
Sayfalar, gözyaşıyla siliniyor — ziyan…

Pazarlar var bir de.
Hiç buluşmadığımız bir yerde, hiç bilmediğin bir saatte bekliyorum seni.
Gelmen mi önemli? Değil.
Ben hâlâ beklemeyi seviyorum seni…

Daha çok “ben” oldum.
Daha çok sustum, daha çok sabrettim.
“Özledim” demedim kimseye.
Yokluğunla aramda bir dostluk kuruldu — kimseyi almıyoruz aramıza.
Benden başka sen, senden başka düşünce yok satırlarımda.

İyi değilim aşkım…
Hiç değilim.
Şimdi ne demeli sana?
“Dön” mü?
Yoksa
“Hoşça kal” mı…?

Dipsiz bir kuyudur hayat

28 Mart 2024 Bilinçaltı Sayıklamaları

Hayat acımasızdır önüne bir sürü engel koyar.
Dipsiz bir kuyudur hayat.
Düştükçe düşersin…
Bir şeylere sahip olmana, ufacık şeylerden mutlu olmana müsade etmez.
Düştükçe düşersin…
Kendine “bu nerede bitecek” diye sorarsın kuyunun dibini görmek için dilersin, yalvarırsın.
dibi görsen çırpınıp biraz yükselme ihtimalin vardır ama müsade etmezler.
Düştükçe düşersin…
Milyonda bir bi ihtimal gerçekleşir Şansın yaver gider. İşte tam o an gizli bir el kalın bir sopayla kafana vurur.
Yine düştükçe düşersin.
Alengirli kısmıda budur işte hayatın.
Düştükçe düşersin…
Alçalırsın. Küçülürsün. Sonra görünmez hale gelirsin.
Çığlıklarını kimse duymaz, duyanında sikinde olmaz.
Hayatın seninle dalga geçme şekli budur çünkü…

Yazmazsam unuturum.

28 Mart 2024 Bilinçaltı Sayıklamaları

Benim hayatım kendine adanmış bi hayat değil. Kendime adayabilsem hayatımı, sanada buradan nasiplenecebileğin, ufacık, minnacık şeylerden mutlu olabileceğin kırıntıları sana verebileceğim. Ama imkanları zorlamama rağmen veremiyorum.
Suç sende değil hiç bir zamanda olmadı.
Beni şu hayatta senin sevdiğin kadar seven.. karşılıksız sevende olmadı .. olmazda.
Senin beni seviyor olmanda benim de bi o kadar seni seviyor olmam da, birbirimize ait olmamız; sorunlarımızı çözmeye yeterli gelmiyor… Son bir aydır sürekli kavga etmemiz didişmemiz benim sana ızdırap veriyor oluşum. senin sorunlarını görmeyişim. Sorunlarına çözüm olamayışım, bunların birikip sel olmasıyla bu güne geldik.

Evet ben mutlu olmayı beceremeyen, sevdiğini mutlu edemeyen. İlişkilerini koruyabilme becerisine sahip olmayan bi adamım.

Öfkeliyim sinirliyim rahat düşünemiyorum.

Hareketli Ortalamalar: Teknik Analizin Omurgası

09 Ocak 2023 BorsaPin, Code is prority, Pine Script, Teknik Analiz, Trading ViewAlgo Trade, Ema, Pine Script, Trading View

Finansal piyasalarda işlem yapan yatırımcılar için fiyat hareketlerini anlamak çoğu zaman zorlayıcıdır. İşte bu noktada hareketli ortalamalar (Moving Averages) devreye girer. Fiyat verilerini düzleştirerek trendleri daha anlaşılır hale getirir ve yatırımcılara yol gösterici olur.

Bu makalede, hareketli ortalamaların tanımını, çeşitlerini, avantajlarını ve teknik analizde nasıl kullanılmaları gerektiğini tüm detaylarıyla ele alacağız. (daha&helliip;)

Hayattan gram zevk almıyorum!

03 Ağustos 2018 Anlık Tepkiler, Blogbu neyin kafası, ölcez lan


Yazının başlığından da anlayacağınız gibi usanmışlık mı? Tükenmişlik mi ?
Bilmiyorum ama şu hayattan gram zevk almıyorum..

Bir sigara içimlik ömre neleri, kimleri sığdırdım yetti de arttı, fazla bile geldi, taşıyacak gücüm kalmadı.
Kimini sevdim, Üzerime kokusu sindi.. Kimini sevemedim. Kendimi kirletilmiş gibi hissettim.

——————

(Flashback)
“Cahiliye Devri” diye bir devir yaşandı. insanlar Ateşe, tahta parçalarına, taşlara, şekil verebildikleri nesnelere şekil vermişler. Kendilerine “PUT” yapıp sonra “Kurtarıcımız, tanrımız budur” diye tapmışlar.. 

Günümüzde ise hala aynı, sadece putların şekilleri değişti. Putlar Ete kemiğe büründü . İnsanlar, İnsanlara tapıyor. İnsanlar paraya, mevkiye, makama tapınıyor… “Ölecez Lan. ” uyanın artık sonumuz Bir tutam pamuk. (2015)

Neyin hırsı bu..

Yeni bir kategori (Fotoğraf) ile arada sırada buralarda olacağım yine..  

Uslu durun..

Hüzün dolu özne…

27 Temmuz 2016 Anlık Tepkiler

Noktası sona konmuş bir hikayenin hüzün dolu öznesiyim..
İçimdeki çocuğun göreceği günler, boyayacağı gök kuşakları var..
Zaman ne kadar fütursuz,
ne kadar acımasız olursa olsun..
Eğilmedim, Bükülmedim..
Bak hala Ankara dolaylarında dimdik ayaktayım.
Darbelere inat, Sana inat..

Yazmazsam Unuturum / Kürşat Şentürk

Kendi ırkına ihanet edenin sonu…

17 Temmuz 2016 Anlık Tepkiler

Bir gün Yavuz Sultan Selim Han, pazarın birini gezmeye karar verir ve saka kuşlarının satıldığı bir tezgaha yönelir. Bütün sakalar 1 altındır; fakat bir tanesi ayrı bir kafes içinde ve 50 altındır. Yavuz Sultan Selim sorar:

-Bunlar 1 altın da bu neden 50 altın?

Satıcı:

-Hünkarım 50 altınlık olan ötüşüyle diğer saka kuşlarını kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar.

Yavuz Sultan Selim, 100 altını çıkarıp adama verir ve “ver o kuşu bana” der.
Herkes şaşkınlık içinde, “ne yapacak acaba koca padişah bir saka kuşunu?” diye düşünürken Yavuz Sultan Selim kuşun kafasını tuttuğu gibi gövdesinden ayırıverir ve der ki:

– Kendi ırkına ihanet edenin sonu budur…

Toplam 21 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk«...34567...1020...»Son »
Etiketler
Teknik AnalizaşkPythonhisse senedi analiziEma AlignmentÜstel Hareketli OrtalamaPine Scripthayattrend analizipivotEmaallahalgoritmik tradingtrend takibiyatırım stratejisiBorsaPinotomatik analizpiyasa momentumuyatırım stratejileriborsa eğitimifinansal analizborsa stratejileriborsaPython ile BIST verisi çekmePython teknik analizPython borsa analiziPearson korelasyonuStop-Lossİdeal EmadirençdestekFibonacciİdeal Ema UpTrading ViewCem Sultansonbaharmuhsin yazıcıoğlukehanetözlemhayalmasalatatürkistanbulfiravunPhp Melody
Arşiv
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Nisan 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Temmuz 2024
  • Mart 2024
  • Ocak 2023
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2016
  • Kasım 2015
  • Kasım 2014
  • Aralık 2013
  • Eylül 2013
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Haziran 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Eylül 2010
  • Ağustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Şubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Ağustos 2009
  • Temmuz 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Şubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
Sponsor Bağlantılar
Kategoriler
  • Anlık Tepkiler
  • Bilinçaltı Sayıklamaları
  • Bitmeyen Senfoni
  • Blog
  • BorsaPin
  • Bu nedir ?
  • Code is prority
  • Halet-i Ruhiye
  • İndikatör
  • Karma Karışık
  • Pine Script
  • Python
  • Teknik Analiz
  • Teknoloji
  • Trading View
  • Wordpress
  • Telegram
  • YouTube
Son Yorumlar
  • PHP Mobil Cihazları yönlendirme için Azmi Güneş
  • Son bir hatıra için sdc
  • Arkadaşlık siteleri ve Tuzakları için can
  • Windows 7’de EasyPHP kurulumu (resimli anlatım) için mustafa
  • Bir daha sorgulayın kendinizi.. için Abdullah Çağrı ELGÜN


Borsapin Proje Google Drive

Sponsor Bağlantılar
Sponsor Bağlantılar
.

.

.

.

2026 © SDC