Kürşat Şentürk 1978 tarihinde doğdu. Türkiyenin İlk bilgisayar korsanlarından olup en meşhurudur. 31 Şubat 2014′te FBI tarafından yakalanmıştır. Microsoft , Fujitsu, Motorola, Nokia ve Sun Microsystems gibi şirketlerin bilgisayar ağlarına izinsiz girmekten suçlu bulunarak 3 yıl hapis cezası almıştır.
Hepsi yalan ..
Ve gün gelecek kendine “Malum” soruyu soracaksın.
Boğazında düğümlenecek, cümleciklerin silueti…
Hıçkıra hıçkıra ağlamak isteyeceksin. Öznesiz. Zamansız…
Sonunda ağlayacaksın.
Benden sana miras kalan, bir kaç damla gözyaşı dökeceksin.
Bensiz, tek başına hiçbir anlamı olmayacak sana…
“Keşke” diyen cümlenin ortasında yapayalnız kalacaksın.
Yazmazsam Unuturum / Bilinçaltı sayıklamalarım…
Güzel bir yüze sahip kadını seyretmek, şu dünya üzerindeki bütün güzel manzaraları seyretmekten güzel olsa gerek.
Ama.. bilemiyorum. Bazen de kendimle çelişiyorum.
Yüzünü izlerken adeta izleyeni kendinden geçirten, kanını donduran, sonrasında imkansız yada ulaşılamayacak kadar zor bir hedef olmasından mıdır? yoksa “Baktıkça o güzellik kaybolur” düşüncesinden dolayı mıdır? Korkuyorum.
Bir yüz dahi olsada , sonuçta; O güzelliğe sahip olma isteği doğacağından, kendimi frenliyor, ve başka bir yöne bakıyorum.
“ Ölecek olduğunuzu bilseniz bunu kız arkadaşınıza söylermisiniz ve ondan ayrılırmısınız “
Eski Türk filmlerinden bir sahne gibi geldi gözünüzün önüne değil mi ? Ortada iki karakter var ve birisi kısa süre içinde ölecek . Kız arkadaşına durumu açıklamadan onunla ayrılmaları gerektiğini sölüyor ve ayrılıyorlar , Diğer taraftada hiçbir şeyden haberi olmayan gerçekten seven bir kız var. Neden sonra saklanan bu sır açığa çıkıyor ve Erkek arkadaşının öleceğini öğreniyor . (daha&helliip;)
Hüzün ve yalnızlık kol kola gezerken, “Davetsiz misafir” gibi girmişsin hayatıma, ne ben kovabiliyorum seni. Nede sen gidiyorsun… “Kal bu gece yatıya” diyeceğim ama biliyorum, kalmayacaksın..Çünkü bu mutlu sonla biten aşklardan birisi değil…
Yalnızlığında yıllanmış, rafine edilmiş duygularla birikmiş gözyaşları bekler hep gözlerimde, ta ki onları taşıracak yeni bir damla gelene kadar…
Hani demiştim ya “Bazı gözyaşları sessizdir, küçüktür, cümle sonundaki noktalara benzerler” diye; işte onlarla süsledim her cümlemi, daha doğrusu her cümlemin sonunu…
Sana aşık olmak, hayatın her anında yaşadığım içimdeki en büyük yaraymış sadece… Aşığım… Aşıksam, ahlaksız aşıklardan değil, nefsine hakim, platonik aşıklardanım.
Arkadaşlarımla konuşurken onlara “aklın sınırı var mıdır? Varsa o sınırı aşınca ne olur?” diye bir soru sordum.
Aklın boş bir tarlaya benzediği ve sınırsız olduğu, dolayısıyla sınırı asmak diye bir deyimin yalnızca kendi farkındalığın olduğu, aklın bir tarlaya benzediği ama sınırlı olmasının göreceli bir kavram olduğu (ama yine de sınırlarının bulunduğu), üstelik bu sınırların başkalarının akıl sınırı ile çakışabildiği , Aklın kesinlikle bir sınırı olduğu,
Tartışma başlıkları altında çok gizemli ( kimine saçma gelebilir) bir konuya saplanıp kaldık … (daha&helliip;)
“Kadınlar Hintli gibidir, öküze taparlar” cümlesini okuyunca kaseti bir iki defa başa sardım,tekrar okudum. Kadınlar için yapılmış en doğru eleştirilerden biri olmuş.Evet kadınlar öküz sever bunu kabul ediyorum.
Kadınların öküz sevdiğini kabul ettik etmesine ama bu cümle; kadınlara, öküz türündeki adamlara aşık oldukları için bir eleştiri olsada, erkeklerin bir kısmının öküze benzediğinin de itirafıdır. Peki erkeklerin bazılarını öküz sınıfına sokan özellikleri neler ? (daha&helliip;)
İnsanların ermeye baş koyduğu vuslat adına çıkılan yola çıkmıştı genç adam. Kısacası mutluluk arayışına. Amaç mutluluksa araç aşktı. Bulmuştu gerçek aşkı adam, tüm ömrüne yetecek kadar uzun, verdiği nefes kadar kısa zamanda yaşanmıştı. Bittiği zamansa kalbinin koca bir parçasını da kilitlemek zorunda kalmıştı yitik aşklar zindanına . Suçlu aradı önce, kıyamadı suçlamaya “canım” dediğini. Kendini suçladı.
İnanamadı sonrasında. Yapayalnız kalmıştı sanki dünyada, kiminle dertleşecek kiminle paylaşacaktı kendinden bile sakladığı sırlarını ? Hayatının anlamı, yaşama sevinci bir yabancımıydı artık. Onu göremeyecek, görse de yasak mı olacaktı dokunmak. Bitmiş miydi aşk? (daha&helliip;)
Aman Allah’ım bu yaşadıklarım neydi böyle? Nedir bunlar diye soruyorum kendime? Başarıyı bir tarife koyabiliyorum. Yenilgiyide, çocukluğu da gençliği de… Makarnanın ve inegöl köftenin de tarifi var. Bunu tarif bile edemiyorum.
Öyle bir tanımlamalı öyle bir anlatmalıyım ki herkes en az benim kadar bilmeli mutluluğumu, heyecanımı…
Yüreğim kıpır, ama sadece bu anlatmıyor. Hayatıma yeni yeni anlamlar yüklenmesi, önceden görmediğim yolların sanki gün ışığı gibi aydınlanarak önüme dizilmesi, bu bedenin havada ayakların yere basmadan yürüyebilmesi.
Ağustosta kar olmak, dağlar aşıp kuş olmak, gözde yaş olmak…
Neden anlatmıyor hiçbirşey beni? (daha&helliip;)

Dilerim sizin için gelen yılda da herşey güzel olur… Herkes dostça, paylaşarak, birbirinin elinden tutarak, hırslarından uzak bir şekilde bu alemde var olmaya devam eder.
İnsan yaşlandıkça daha bir duygusal oluyor… Bu satırları kendini bin kere dövmüş bir adamın en yalın, en arınmış haliyle yazıyorum ve diyorum ki; “Hırslarınıza kapılmadan, başkalarını kırmadan, üzmeden, sevgi ile tüm sorunlarınız çözülür.”
Hangi birinizi yazayım ki, dost insanlar… Listemde varolan, olmayan tüm dostlar… İyi ki varsınız…
Yeni yıl, herkese, hepimize güzelliklerle gelsin. Sağlıkla, mutluluklarla, sevdiklerimizle ve hoş şeylerle gelsin…
Her bir minik dokunuşu ayrı bir güzellik katsın hayatımıza. Dileklerimiz gerçekleşsin. Sevgiler artsın. Herşey gönlünüzce olsun!
“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem” dedi; kış gününde sırtında paltosu bile olmadığı halde ödülünü askerlerimize bağışladığı İstiklal Marşımızı yazdı; gerçek bir vatanseverdi, Çanakkale Şehitlerine şiirini gelecek nesillere bıraktı. Vefatının 74. yılında saygıyla anıyoruz. Aziz ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Son Yorumlar