Çoçukluğumdan itibaren siyaset veya siyasi konuları konuşmaktan kaçınırım. Olaylara veya yaşananlara vakıf olmadığımdan değil, konuştuğum insanların çoğunun, ya kulaktan dolma haberlerle yada babasından, anasından, çevresindeki insanların farklı pencerelerden bakmamasından kaynaklı, düz mantık davranışlarından yada söylemlerinden sıkıldığım içindir.
Hayata dar veya tek bir pencereden bakan insanların vizyonları geniş olmaz. Tek bir düşünce doğrultusunda hareket ederler, doğruluğu yada yanlışlığını araştırmadan, o düşünce etrafında biat ederler.
Örnek vermek gerekirse sürekli Kanal-D veya sürekli STV yayınlarını izlemek yada aynı yazarın farklı köşe yazılarını veya kitaplarını okumak size hiçbir şey kazandırmaz. O yazarın aktarmak istediği düşüncenin etkisi altında kalırsınız, fikir ve davranışlarınızı bu şekilde geliştirirsiniz. (Bir bebeğin konuşmayı kendi kendine öğrenmesi gibi) Sizde alışkanlık haline gelir, davranışlarınız değişir sonrada karakteriniz olur. Siz olursunuz.
Araştırmadan etmeden saçma sapan konularda size aktarılan bu bilgilerin doğruluğundan emin olmadan aklınıza gelen cümleleri sarfedersiniz.
Etinden, sütünden, yününden faydalandığımız o yararlı canlı olan “Koyun” kelimesini bu insanlar için sarfetmeyeceğım..
Ben onlara sadece … (Üç nokta) gönderiyorum.
Saçma bir yazı oldu, sonra düzenlemeye çalışırım.
Bugün yeğenim Emre’nin dişi apse yaptığı için doktora götürdüm, dişçiden dönüşte otobüste bindik, oturduğumuz koltuğun parelelinde yani yan koltukta oturan siyah gözlüklü bir amca ile arkasında duran 30’lu yaşlarda genç adamın konuşmalarına kulak misafiri oldum..
Hatırladığım kadarı ile aynen şunları konuşuyorlardı …
Genç adam: Aski’ye gideceğim de, nerede inmem gerekli?
Siyah gözlüklü amca: Önümüzdeki durakta ineceksiniz. Sağ tarafta mavi bina var orası Aski
Tam o sırada Kazım Karabekir Caddesi üzerinde Havaş otobüslerinin kalktığı yerdeyiz. Otobüs Aski’nin bulunduğu durağa gelince genç adam tam aksi yöne bakıyor ve aynen şunları söyledi.
Genç adam: Burada mavi bina yok yanlış olmasın?
Siyah gözlüklü amca: Görmüyor musun sağ tarafta koskoca mavi bina var..
Genç adam: “Ha tamam” dedi teşekkür edip, otobüsten indi.
Bu diyalogda geçen siyah gözlüklü amca görme engelli biriydi.. Genç arkadaş bunun farkında dahi değil. İhtiyarın arkası dönük olduğu için belki farketmedi ama ihtiyar amcanın engelli olmasına rağmen hafızasının kuvvetli ve adres bilgisinin iyi olması dikkatimi çekti.
“Herkes bakar ama bazıları görür…”
Ankara’da mevsim çoktan ilkbahar yolculuğuna çıkmış,
Bende ise halen sonbahardan kalma fırtına.
Umursamadan, Yıllarca sevgimi ince ince tüketmişsin…
Bir zamanlar yüreğimde adı aşk olan yangın,
Dilimden hiç düşürmediğim şiirler,
Durmadan sayıkladığım adın vardı.. (daha&helliip;)
Bin kere tövbe edip, bozsan da tövbeni,
Yapma..
Bağıra bağıra haykırmak istediklerini,
Söyleme…
Bırak bu sefer, “Ruhunda saklı kalsın..”
Herşey…
Ne O, kendini bulutların arasında zannetsin,
Ne sen, yorul..
Bir şeyin değerini kaybedince anlamak yerine,
Vazgeç ondan. (daha&helliip;)

Başlayan ve sonu mutlu bitmeyen hikayelerin başrol oyuncusu olmaktan bıktım usandım…
Filizlenip, yeşeren. İliklerime kadar kök salan. Saman alevi gibi beni her gün içten içe yakan sevdaları yaşamaktan bıktım usandım…
Egosunu tatmin etmek için yaralarımı kırbaçlaya kırbaçlaya kanatan insanlardan bıktım usandım…
Derin derin iç geçirip, geçmişi yad etmekten bıktım usandım… (daha&helliip;)
Ve gün gelecek kendine “Malum” soruyu soracaksın.
Boğazında düğümlenecek, cümleciklerin silueti…
Hıçkıra hıçkıra ağlamak isteyeceksin. Öznesiz. Zamansız…
Sonunda ağlayacaksın.
Benden sana miras kalan, bir kaç damla gözyaşı dökeceksin.
Bensiz, tek başına hiçbir anlamı olmayacak sana…
“Keşke” diyen cümlenin ortasında yapayalnız kalacaksın.
Yazmazsam Unuturum / Bilinçaltı sayıklamalarım…
Güzel bir yüze sahip kadını seyretmek, şu dünya üzerindeki bütün güzel manzaraları seyretmekten güzel olsa gerek.
Ama.. bilemiyorum. Bazen de kendimle çelişiyorum.
Yüzünü izlerken adeta izleyeni kendinden geçirten, kanını donduran, sonrasında imkansız yada ulaşılamayacak kadar zor bir hedef olmasından mıdır? yoksa “Baktıkça o güzellik kaybolur” düşüncesinden dolayı mıdır? Korkuyorum.
Bir yüz dahi olsada , sonuçta; O güzelliğe sahip olma isteği doğacağından, kendimi frenliyor, ve başka bir yöne bakıyorum.
Yıllar sonra öğrendim ki; kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki; Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki; Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
Öğrendim ki; Kendini en iyilerle kıyaslamak değil, kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim ki; İnsanların başına ne geldiği değil, o durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki; Olmak istediğin insan olabilmen, çok vakit alıyor.
Öğrendim ki; Karşılık vermek, düşünmekten daha kolay.
Öğrendim ki; Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek. Hangisi son görüşme olacak bilmiyorsun.
Öğrendim ki; Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin hayatını kontrol eder. kahraman dediğimiz insanlar, bir şey yapılması gerektiğinde; Yapılması gerekeni, şartlar ne olursa olsun yapanlar.
Öğrendim ki; En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
öğrendim ki; İki insan ayni şeye bakıp, tamamen farklı şeyler görebilir.
Öğrendim ki; Bazı insanlar sizi çok seviyor, ama bunu nasıl göstereceğini bilmiyor.
Öğrendim ki; Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar, daha uzun yol yürüyor.
Son Yorumlar