Einstein’da Yahudileri UYARMIŞ
“Araplarla yan yana yaşamayı ve namuslu anlaşmalar yapmayı başaramazsak, iki bin yıl boyunca çektiğimiz acılardan hiçbir şey öğrenmemişiz ve başımıza gelecek her şeyi de hak edeceğiz demektir.”
Bu satırlar, Einstein tarafından İsrail’in ilk devlet Başkanı Chaim Weizmann’a, 1929’da henüz Dünya Siyonist Örgütü başkanı iken yazılmıştı. Einstein, geleceği görmüş.
Eski Roma’nın ünlü generallerinden birinin eşi dünya güzeli bir kadınmış. Kültürü, neşesi, ev sahibeliği üslubuyla benzeri güç bulunur bir “şahane kadın” Boşanacakları haberi çıkmış, bütün Roma bu haberle çalkalanıyor.
Yakın arkadaşları bir cesaret konuyu açmışlar:
– Eşin Roma’nın en güzel, en beğenilen, gıpta edilen kadını, diye başlamışlar; lafı birbirinin ağzından alarak dakikalarca övdükten sonra, sözü şu suale getirmişler. Nasıl olur da ondan ayrılmayı düşünebilirsin? (daha&helliip;)

Susarız…
Konuşulanlar öyle abes ve mantık dışıdır ki sadece hayretle dinler ve sessiz bir tepkiyle belli ederiz duruşumuzu…
Susarız…
Sessiz bir onaydır susuşumuz… Biraz utangaçlık belki ama içten bir katılıştır söylenenlere… (daha&helliip;)
Yavuz Sultan Selim padişah olmadan önce (o sıralar Trabzon Valisidir ve Safevi hükümdarı Şah İsmail’in kendileri için büyük bir tehlike oluşturduğunun farkındadır.) Şah İsmail’in ülkesine gider ve saraya girmenin yollarını arar. Birden aklına Şah İsmail’in satrancı çok sevdiği gelir, şahı o güne kadar mat eden kimse çıkmamıştır. Tabii, şaha olan korkunun da bunda payı vardır. Yavuz da büyük bir satranç ustasıdır ve Safevi devletinde köylerde, kasabalarda satranç oynayarak nam salar.
Şah İsmail bu kişiyi merak eder ve sarayına çağırır. Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail satranca başlarlar. Biraz zaman geçtikten sonra Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’i mat ederek yener. Şah İsmail bu duruma çok kızar ve Yavuz Sultan Selim’e: “Sen nasıl şahını mat etme cüretinde bulunursun?” diyerek tokat atar. Yavuz Sultan Selim özür diler ve ülkesine döner.
Yavuz Sultan Selim, yıllar sonra 24 Nisan 1512 günü tahttan vazgeçen babasının yerine padişah olur. Hemen, Osmanlı Devleti için en büyük tehlike olan İran üzerine sefer hazırlıkların başlar ve sonra da yola çıkar. 23 Ağustos 1514 günü Çaldıran’da iki ordu karşılaşır. (daha&helliip;)
Mübarek üç aylardan Şa’ban ayının on beşinci gecesi her yıl, biz müslümanlar tarafından mânevi bir coşkunlukla kutlanmaktadır. Çünkü bu gece, ifâde ettiği anlam ve taşıdığı değer itibariyle çok mübarek olan Berat Gecesi’dir.
İslâm kaynaklarında bu gecede beş hasletin varlığından bahsolunur:
1. Her önemli işin o gecede hikmetli bir şekilde ayırımı ve seçimi yapılır.
2. O gecede yapılan ibâdetin (Kılınan namazların, okunan Kur’ân’ın, yapılan
dua ve zikirlerin tevbe ve istiğfarların) , gündüzünde tutulan orucun
fazileti çok büyüktür. (daha&helliip;)
“Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini eğer kitaplara vermeseydim, bugün yapabildiğim işlerin hiçbirini yapamazdım.”(Mustafa Kemal Atatürk)
Okuyan bir toplum olmadığımız kesin. Gazete ve kitap satışları ortada. Nüfus artıyor. Onlar azalıyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu… Mustafa Kemal’in en büyük özlemi okuyan bir Türkiye’ydi. Atatürk, okumayı öylesine severdi ki bu alışkanlığını cephede de sürdürdü. (daha&helliip;)
Mustafa Kemal Atatürk yaşamı boyunca hiçbir ülkeye resmi ziyarette bulunmadı. Dünya liderleri onu görmeye Türkiye’ye gelirlerdi. Böyle bir ziyarette bakın neler yaşanmış…
İngiliz Kralı 8. Edward İstanbul’a, Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. (daha&helliip;)
Gencin birisi Kâbede hep, “Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım, Ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah’ım, sana hamdü sena ederim” diye dua eder. Bu durum herkesin dikkatini çeker. Birisi, “Neden hep aynı duayı yapıyorsun, başka bir şey bilmiyor musun?” der.
O da anlatır:
7-8 sene önce yine Kâbede iken içi altın dolu bir torba buldum. Tam 1000 altın vardı. içimden bir ses bu altınlarla, şunları şunları yaparsın diyordu. Hayır dedim kendi kendime, bu benim değil, başkasının malı, kullanmam haram olur dedim. (daha&helliip;)
Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars’ta Ağrı’da Van’da Erzurum’da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.
Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı…Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı
:-Akçik, manç?..
(Kızmı, oğlan mı?)
-Akçik…
(Kız) (daha&helliip;)
İnsanın benliğini en amansız şekilde saran ve sarsan hırs; şüphesiz ki iktidar hırsıdır Kalbe bir kere girmeye dursun insanın başına getirmeyeceği musibet yoktur İşte En talihsiz Şehzade Cem bu zalim hırsın şevkiyle harekete geçmişti
Kardeşi Bayezid-i Veli’yi tahttan indirip kendisi çıkmak iktidarı ele geçirmek istiyordu Ama mutlaka ele geçirmek ne pahasına olursa olsun tahta çıkmak O kadar ki içteki mücadeleleri kaybetmesi defalarca Bayezid’e mağlûp olması bile O’nu sulh ve anlaşma teklifine yanaştırmamıştı Nihayet bu önü alınmaz iktidar hırsı ile gurbet illere çıktı İslâm düşmanlarıyla anlaştı
Cem Sultan’ı Rodos’a çıkaran yelkenliler O’nu bir daha geriye vatanına döndüremeyecekti Kısa bir zaman sonra başlayacak pişmanlığı ömür boyu sürecek “gâvurdan dost” aramanın ızdırabını ölünceye kadar içinde onulmaz bir yara gibi taşıyacaktı Artık kalbi hüzün gözleri yaş dolu olarak dönülmez gurbetlerde ömür tüketecek; fakat İslâm’ın izzetini de hayatı boyunca daima koruyacak tavizsiz bir mümin olduğunu gösterecekti Papa’nın büyük makam ve mevkii vaatlerine rağmen O ebedî makamlara itibar ettiğini gösterecek celâdetli çıkışlarla önceki hatalarını affettirici imanlı şahlanışlarla Hıristiyan olma teklifini Osmanlı İmparatorluğuna savaş açma teşebbüsünü reddediyordu Cem uğruna vatanım terk ettiği saltanatı şimdi reddediyordu Çünkü saltanata talip olmanın Müslümanları ihtilafa sevk edeceğini İslâm düşmanlarını kuvvetlendireceğini artık iyice görüyordu. (daha&helliip;)
Son Yorumlar