Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’dır. 18 Mayıs 1048′de İranın Nişabur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almıştır. Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır. Daha yaşadığı dönemde İbn-i Sina’dan sonra Doğu’nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyordu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam için zamanın bütün bilgilerini bildiği söylenirdi. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almadı, oysa O ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır. Elde bulunan ender kayıtlara dayanılarak Ömer Hayyam’ın çalışmaları şöyle sıralanabilir.
Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında Cebir ve Geometri Üzerine, Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer alır. En büyük eseri Cebir Risalesi’dir. (daha&helliip;)
Cem Sultan Fatih Sultan Mehmet’in küçük oğlu. 1459’da Edirne’de doğdu, 1495’te Napoli’de (İtalya) öldü. Taht uğruna genç yaşında hayatını kaybetti. Acıklı maceraları ve duygulu şiirleriyle ün yapmıştır.
Halk ve asker tarafından çok sevilen Cem Sultan, devrinin bilginlerinden ders almış bilgili ve duygulu bir şehzadeydi. Babası ölünce ağabeyi II. Bayezid tahta geçmişti. Cem tahtı ele geçirmek amacıyla iki kere ağabeyine karşı ayaklanmış, ilkinde Bursa’ ya hâkim olmuş, hattâ kendi adına para bile bastırmış, ikincisinde ise yenilerek kaçmıştı. İşte bu tarihten sonra da Cem Sultan’ın hayatının acıklı devresi başladı.
Önce Rodos Şövalyelerinin, sonra Papa VIII. innocentius’un, daha sonra da ahlâksızlığıyla meşhur Papa A. Borgia’nın eline düştü. Avrupa’da tam on üç yıl, ülkeden ülkeye dolaştırılan Cem’i, Papa Borgia en sonunda Fransa kralı VIII. Charles’a teslim etmek zorunda kalmıştı. Ama, papa, Cem’i öldürdüğü takdirde II. Bayezid’den alacağını umduğu üç yüz bin altını düşündü ve şehzadeyi zehirledi. Cem Sultan otuz altı yaşında, öldü.
Hocalı Katliamı (Azerice: Xocalı soyqırımı) – Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.
“Memorial” İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan’ın ve 366. Motorize Piyade Alayı’n desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan’ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olayı olduğunu açıklamışlar. (daha&helliip;)
Hürriyet gazetesi “Gençlere fırsat, gelin sizi köşe yazarı yapalım!” kampanyası yapmış. Tam bir fiyasko, büyük falso, acıklı komedi…
Gülmekten yarıldım, gülmekten yarılmışlar, okusanız siz de gülmekten yarılırsınız… (daha&helliip;)
Kurtuluş Savaşı’na katılmayan Kürtler daha sonra ne yaptı? Gönüllü olarak hastanelerde çalışıp gazileri iyileştirmeye mi uğraştılar? Kurtuluş Savaşı’na katılmayan Kürtler isyanlar çıkardılar ve bu isyanlarda ölenlerin sayısı Kurtuluş Savaşı’nda ölenlerin on mislidir ! 1806 Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı ile başlayan bu ayaklanmalar yıllarca devam etti, en son 84′te PKK terörü olarak günümüze kadar da geldiler!
Cumhuriyetin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ten bir örnekle devam edelim mi?
Kurtuluş Savaşı boyunca ve Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk’ü en çok sıkıntıya sokan gelişmelerin başında Kürt isyanları gelmiştir bilirsiniz. Kürt Teali Cemiyeti gibi Milli Mücadele’ye düşman örgütlerin yanı sıra Şeyh Sait isyanı gibi tipik Kürt isyanları ile her seferinde mandacı ülkelerin desteklediği ayaklanmalar yaşanmıştır.
Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda izlediği Kürt politikasına, Cumhuriyet’ten sonraki en büyük eseri olan Nutuk’tan bir örnek vermek gerekirse, dönemin ünlü Kürt liderlerinden Kamuran Ali Bedirhan İngilizlerin desteğiyle Mustafa Kemal’e suikast planları yapmaktır. Bedirhan, emrindeki bir kaç yüz kişilik Kürt grubuyla birlikte Sivas Kongresi’ni basmak üzere yola çıkar. Atatürk bu şahısları engellemek için Diyarbakır’da 13. Kolordu Komutanlığı’na, ayrıca Kurmay Başkanı Halit Bey’e ve Canik Mutasarrıfı’na durumu bildirir… Atatürk bundan sonrasını Nutuk’ta aynen şöyle anlatır: “..10 Eylül’de İlyas Bey’e verdiğim talimatta belirttiğim başlıca noktalar; 1. Kaçakların süratle yakalanmaları 2. Kürtlük akımına asla elverişli ortam bırakılmaması…”
Bu son cümleye dikkat edilmelidir. Atatürk, “Kürtlük akımına asla elverişli ortam bırakılmaması”nı bu tür olayların bir daha gerçekleşmemesi için gerekli bir tedbir olarak görmektedir. Dolayısıyla Atatürk’ün bırakın Türk-Kürt ittifakını, Kürtlükle ilgili her türlü gelişmeye müdahale edilmesi isteği vardır.
(Not : Yazıda geçen “Kürt” terimleri isyan başlatmış, Tarihin sayfalarına “kürt isyanları” olarak geçmiş kayıtlardan derlenmiştir. Kürt kökenli her bireyin bu isyanlara katılmış olma varsayımı yoktur, Genel olarak Kürt halkı isyan etmiş yada isyankardır şeklinde anımsanmamalıdır. Türk ve Kürt halkı Kurtuluş savaşı ve Çanakkale savaşı esnasında aynı cephede savaşmışlardır. )

Kurtuluş savaşında, Yaklaşık 35 bin resmi şehidimiz var. Bunların sadece 685’i Güneydoğu doğumlu. Oran olarak %2! Yani rakamlara baktığımızda görüyoruz ki Kürtler, Kurtuluş Savaşı’nda ortalıkta gözükmüyor! Peki Çanakkale’de kaç kişi şehit olmuş? 48 bin şehidin yalnız 992 tanesi Güneydoğu’dan katılmış. Yani yine %2’si. Ama bu rakam bizi yanıltmasın, bu 992 kişinin 502’si de zaten işgal altındaki Antep’ten katılmış. Kürtler, ne kurtuluş savaşında nede çanakkale savaşında ortalıkta pek gözükmemiş !
Kurtuluş savaşında, 93 harbinde, 1. dünya savaşında şehit düşen dedelerimizin, 1998 senesinde milli savunma bakanlığı tarafından Cumhuriyetin kuruluşu’nun 75 yıl dönümü anısına hazırlanan şehitlerimiz kitabında yayınlanan istatistiğidir. Mekanları cennet olsun. (istatistik yazının devamında) (daha&helliip;)
Yâ Resulallah, Kadir Gecesi’ne rastlarsam nasıl duâ edeyim?”
Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâm:
“Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tühibbü’lafve fa’fü annî”
Yani: “Allah’ım! Sen affedicisin, kerem sahibisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle, dersin’ buyurdu.”
Ayrıca gecede Kur’ân’a çok yer ayırmalı. Bol bol Kur’ân okumalı ve dinlemeli. Kendimizi Kur’ân’a muhatap etmeli. Kur’ân sanki ilk defa bize inmiş bir ruh hali içinde olmalı.
Kadir Gecesi neden bin aydan hayırlıdır? (daha&helliip;)
İslam ve diğer semavi dinlerdeki dört büyük melekten biri Mikâil ‘ dir . Evrendeki tabiat olaylarından görevlidir.
Ucuzluk, pahalılık, kıtlık, bolluk yapmak, ferah ve huzûr getirmek ve her maddeyi hareket ettirmekle görevli melek.
Hz. Muhammed Mustafa (sav) Cebrâil’e;
“Ey Cebrâil! Mîkâil’in güldüğünü hiç görmedim, bunun sebebi nedir?” diye sorduğunda,
Cebrâil;
“Cehennem ateşinin tutuşturulduğu günden bugüne dek Mîkâil gülmemiştir” diye cevap verdi.
Bismillahirrahmanirrahim.
Ey Ramazan!
Ey içerisinde “bin aydan daha hayırlı bir geceyi” barındıran ay!
Ey Kur’an’ın doğum ayı, ayların en çok gül kokanı!
Ey vahyin dirilten soluğunu hayata, Muhammed’i müebbet bir muhabbete, varoluşun anlamını Allah’sızlaştıkça anlamsızlaşan çağa, insanın yitirdiği insanlığı, rahmeti, bereketi, atıfeti, hidayeti ve şefkati insana taşıyan ay!
Hoş geldin!
14 asırdır her yıl geldiğin gibi, bin umudu bağrında saklayarak geldin. Hep olduğu gibi, getirdiklerine karşılık bulacağını umarak geldin. Hepsinden öte, hoş bulduklarını daha hoş etmek, nahoş olanları da tekrar hoş etmek için geldin!
Kim bilir, geçmişte ne hoş gelişlerin ve hoş buluşların olmuştu! (daha&helliip;)
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. “o olmazsa yaşayamam.” denemeyeceksin. Demeyeceksin işte . Yaşarsın çünkü. Öyle Beylik laflar etmeye gerek yokki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni. Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın.Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalştığın binayı , masanı , telefonunu,kartvizini. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. (daha&helliip;)
Son Yorumlar